Kimlik mi, hakikat mi?
Kimlik mi, hakikat mi?
Modern dünyada din, giderek daha fazla bir “kimlik” meselesine indirgenmektedir. İnsanlar kendilerini Müslüman olarak tanımlamakta, ancak bu tanım çoğu zaman hayatın pratik alanlarında karşılığını bulmamaktadır. Bu durum, İslam’ın özünden uzaklaşan, şekilci ve yüzeysel bir dindarlık anlayışını doğurmaktadır.
Oysa İslam, yalnızca bir aidiyet bildirimi değil; bireyi dönüştüren, toplumu inşa eden ve hayatın bütün alanlarını kuşatan bir hakikat sistemidir. Bu yönüyle İslam, pasif bir inanç değil; aktif bir dönüşüm çağrısıdır. Bu çağrının karşılık bulabilmesi ise ancak bireyin iç dünyasında başlayacak köklü bir değişimle mümkündür.
Günümüz Gerçeği: Söylem ile Yaşam Arasındaki Uçurum
Bugünün toplumlarında dikkat çeken en temel sorunlardan biri, dinî söylem ile günlük hayat arasındaki derin kopuştur. Sosyal medya platformlarında din adına yoğun bir söylem üretimi yapılmakta; ahlak, adalet, kul hakkı ve merhamet gibi kavramlar sıkça dile getirilmektedir. Ancak bu kavramların pratik hayatta yeterince karşılık bulmadığı açıkça görülmektedir.
Adalet, bireysel ilişkilerde zayıflamakta,
Liyakat, kurumsal yapılarda göz ardı edilmekte,
Merhamet, sosyal hayatta giderek silikleşmektedir.
Bu tablo, bilgi ile eylem arasındaki kopukluğun bir sonucudur. Bilgi artmış, fakat bu bilgi hayata aktarılmamıştır. Bu da dinin dönüştürücü gücünü zayıflatmıştır.
İslam’ın........
