Çağın en büyük yetimliği: İslam’ın Müslümanların elinde garipleşmesi
Çağın en büyük yetimliği: İslam’ın Müslümanların elinde garipleşmesi
Camileri var; fakat secdenin ruhu zayıflamış.
Minareleri var; fakat hakikatin çağrısı gündelik hayatın gürültüsü içinde çoğu zaman duyulamaz hâle gelmiş.
İlahiyat fakülteleri, kürsüler, hutbeler ve vaazlar var; ancak toplumsal hayatta adalet, merhamet, emanet, ahlak ve vakarın istenilen ölçüde karşılık bulamadığı yönünde yaygın bir kanaat oluşmuş durumda.
Ekonomide güven bunalımı, aile kurumunda çözülmeler, dijital kültürün etkisiyle gençlerde kimlik arayışı ve toplumsal dayanışmada hissedilen zayıflama… Bütün bunlar, yalnızca Türkiye’nin değil, İslam dünyasının önemli tartışma başlıkları arasında yer alıyor.
Resmî verilere göre yalnızca Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde yüz bini aşkın din görevlisi görev yapmaktadır. Bunun yanında ilahiyat fakülteleri, imam hatip okulları, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları da din hizmetlerine önemli katkılar sunmaktadır. Ancak mesele yalnızca sayısal büyüklük değildir. Asıl soru şudur:
Bu büyük bilgi ve insan kaynağı, toplumsal hayata ne ölçüde yön verebilmektedir?
Tam da üzerinde düşünülmesi gereken nokta burasıdır.
İslam, yalnızca ibadetlerden oluşan bireysel bir inanç sistemi değil; aynı zamanda ahlakı, adaleti, güveni, emaneti ve toplumsal sorumluluğu merkeze alan kapsamlı bir hayat tasavvurudur.
Kur’an’ın inşa etmeyi hedeflediği insan modeli; sadece namaz kılan değil, adaletle hükmeden; sadece oruç tutan değil, kul hakkına riayet eden; sadece konuşan değil, yaşadığıyla örnek olan insandır.
Ne var ki günümüz dünyasında dinin kamusal ve sosyal hayata etkisinin azaldığı, daha çok bireysel vicdan alanına sıkıştığı yönünde güçlü tartışmalar yapılmaktadır. Bu durum yalnızca Türkiye’nin değil, modern dünyanın genel bir meselesidir.
Bilgi Artıyor, Temsil........
