menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yemen’de, savaşların gölgesinde kalan sel felaketi

10 0
latest

Yemen’de, savaşların gölgesinde kalan sel felaketi

Yemen’de özellikle de Taiz bölgesinde haftalardan beri devam eden yoğun yağışlardan dolayı büyük bir sel felaketi yaşandı.

Son verilen rakamlara göre sel felaketi yüzünden hayatlarını kaybedenlerin sayısı 30’a yaklaştı. Ayrıca bu rakam kesinleşen kayıtları gösteriyor. Selden zarar görenlerin tespiti için yapılacak çalışmalar neticesinde sayının artması ihtimali var.

Sel yüzünden maddi zarar gören ailelerin sayısı 31 bini bulmuş durumda. 31 milyon dolar civarında maddi zarar meydana geldiği tahmin ediliyor. Miktar, savaşların sebep olduğu zarara nispetle küçük görünse de burada, zaten çok zor şartlarda hayatlarını idame ettirmeye çalışan vatandaşların doğrudan etkilendiği göz önünde bulundurulursa basite alınmaması gerekir. Bir de zarar gören ailelerin çoğu zaten dışarıdan yardım alıyor.

Yemen uzun süreden beri devam eden iç çatışmalar ve şiddet olayları sebebiyle ciddi şekilde yıpranmış, siyasi yönden bölünmüş ve ekonomik istikrarını kaybetmiş bir ülke. Siyasi bölünmüşlük yerel yönetimlerin felakete maruz kalan topluluğun, zarar gören ailelerin yaralarının sarılmasında son derece yetersiz kalmasına sebep olduğundan uluslararası insani yardım kuruluşlarının destek ve yardımına ihtiyaç duyuyorlar. Ancak sağlanan yardım ve destek ihtiyacın gerisinde kalıyor.

Ekonomik istikrarın kaybedilmiş olması ise toplumsal dayanışmaya ve ailelerin ülke içinde alternatifler oluşturmasına, çözümler bulmasına engel teşkil ediyor.

Fakat hadisenin, en çok dikkat çekilmesi gereken yönü İslam coğrafyasının başka bölgelerinde vuku bulan savaşların, işgalci güçlerin gerçekleştirdiği saldırıların, katliamların, yıkımların gölgesinde kalması.

Bundan dolayıdır ki Yemen’deki sel felaketi basın yayın organlarında doğru düzgün gündeme bile getirilmedi. Gündeme getirenler de sadece arka sokakta vuku bulmuş küçük çaplı bir hadiseden söz eder gibi verdiler. Çünkü dünya kamuoyunun dikkatleri ABD-siyonist işgal ittifakının İran’a yönelik saldırısından kaynaklanan gelişmelere ve bu gelişmelerin dünya ekonomisini, küresel sistemi vs. nasıl etkileyeceği konusuna odaklanmış durumda. Öyle ki bu olay siyonistlerin Lübnan’daki işgallerini, yıkımlarını ve yayılmacı politikalarını bile gölgede bırakabiliyor.

Biraz kafalarını kaldırıp etrafa bakabilenler Lübnan’da yaşananları görebiliyor. Ama buradaki hadiseleri biraz ayrıntılı görmeye vakit ayırdıklarında Filistin’de yaşananları dikkatten kaçırıyorlar. Oysa işgalci katiller Gazze’de ateşkesi ihlal etmeye devam ediyor ve son günlerde birkaç farklı noktada katliam yaptılar. İşgalci katiller sadece Gazze’de ateşkesi ihlal eden saldırılar düzenlemekle kalmıyor, Batı Yaka bölgesinde de sivil görünümlü yerleşimci çetelerini de seferber ederek gerçekleştirdikleri saldırı ve cinayetlerini de artırdılar.

Batı emperyalizminin İslam dünyasına ve Müslüman halklara yönelik savaşının öncü gücü olarak seferber edilen işgalci siyonistlerin sürekli bir yerlerde savaş ateşleri yakması sadece Müslüman kitlelerin bir şeyleri dikkatten kaçırmalarına sebep olmakla kalmıyor. Aynı zamanda onların insani yardım potansiyellerini de yiyip bitiriyor. O yüzden farklı yerlerde ve bölgelerde yardıma ihtiyaç duyan insanlara el uzatmaktan aciz kalıyorlar.

Gazze’de iki milyondan fazla insanın büyük bir mağduriyet yaşaması ister istemez insani yardımlarda buranın öncelikli bir konuma yerleştirilmesini ve orada mağdur edilen kalabalıkların ellerinden tutulmasını zorunlu kılıyor. Bu da yardım potansiyelinin önemli bir miktarının bu bölgeye yöneltilmesini gerektirdiği için başka yerlerdeki ihtiyaç sahiplerinin de Gazze’deki soykırım, yıkım ve katliamdan dolaylı bir şekilde etkilenmesine sebep olmaktadır.

Bu itibarla siyonist işgal sadece ileriye dönük birtakım plan ve hesaplarından dolayı değil aynı zamanda mevcut haliyle de tüm İslam âlemine zarar veren bir tehdit ve tehlikedir. O yüzden bu tehdidin ortadan kaldırılması İslam dünyasının öncelikli bir amacı haline getirilmelidir.


© Yeni Akit