menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkçülük’ten milliyetçi-mukaddesatçılığa

23 0
30.03.2026

www.yildirimkoc.com.tr

Günümüzde “milliyetçilik” dendiğinde genellikle akla gelen “Kemalist milliyetçilik”, “Atatürk milliyetçiliği” veya “devrimci milliyetçilik” değil, “milli ve manevi değerler”, “milliyetçi-mukaddesatçılık” ve 1970’li yıllardan itibaren “Türk-İslam Sentezi” kapsamında Soğuk Savaş döneminde geliştirilen ve 12 Eylül Darbesi sonrasında devlet politikası haline getirilen “Amerikan dostu ve İslam ağırlıklı milliyetçilik” anlayışıdır. 

Diğer bir deyişle, anti-emperyalist milliyetçilikten (Kemalist milliyetçilikten, devrimci milliyetçilikten) İslamcılık ağırlıklı anti-komünist milliyetçiliğe geçildi. Bu milliyetçilik, Türkiye’de gelişen sosyalist harekete karşı sistemli saldırılarda kullanıldı ve “esir Türkler” söylemiyle ABD politikalarına uygun bir biçimde Türkiye’nin Sovyetler Birliği ile ilişkilerini zedelemeye çalıştı. 

Bu sürece bağlı olarak da, 1970’lerden itibaren Türkiye’de solculara göre “milliyetçilik” ile “faşistlik” özdeşleşti; Kemalist milliyetçilik anlayışı, hem bu yanılsama, hem de Kürt milliyetçilerine yakınlaşma çabaları nedeniyle, büyük ölçüde kenara itildi. Hakim kılınan “Amerikan dostu milliyetçilik” ve solculara yapılan saldırılar, sol kesimin milliyetçiliğe karşı çıkmasına ve “enternasyonalizm” yanılgısına kolayca kapılarak, Türk Bayrağı’ndan ve vatansever halk kitlelerinden kopmasına da neden oldu.

Solcuların “milliyetçilik” kavramına tepki duymalarının somut bir nedeni de, Türkiye’de 1975-1978 döneminde iktidarda bulunan Milliyetçi Cephe Hükümetleriydi. 

Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti 31.3.1975-21.6.1977 döneminde iktidardaydı. Hükümet, AP-MSP-MHP-CGP (Cumhuriyetçi Güven Partisi) koalisyonuydu. Başbakan Süleyman Demirel’di. Koalisyon Protokolü’nde “milli ve manevi değerler vurgulanıyordu: 

“Türk Milletinin bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde milli şuur ve ülküler etrafında toplayan; aziz ve büyük milletimizin, dünya milletler camiasının şerefli bir üyesi olarak, milli birlik ruhu içinde daima yüceltilmesini amaç bilen Türk milliyetçiliği ilham kaynağımızdır. Milli ve manevi değerlere bağlı ve saygılıyız.”

“Komünizme, her çeşit anarşiye, anayasa ve kanun dışı eylemlere, milli bütünlüğü zedeleyici, milleti ve ülkeyi bölücü, cumhuriyeti tahrip edici faaliyetlere karşı, devletin, anayasa düzeni içinde kendisini savunmasını ve bu çeşit tehlike ve faaliyetlerle etkili şekilde mücadele edilmesini kesin bir zorunluluk sayıyoruz.”

Millet Meclisi’nde 6 Nisan 1975 günü okunan Hükümet Programı’nda da aşağıdaki bölümler yer alıyordu:

“Milletimizi tarih boyunca ayakta tutan millî ve manevî değerlere bağlı ve saygılı olarak ve bunlardan kuvvet alarak, Türk Milletini çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmak davası, temel davamızdır

“Hükümetimiz komünizme, her çeşit anarşiye, Anayasa ve kanun dışı eylemlere, millî bütünlüğü zedeleyici ve Cumhuriyeti tahrip edici her türlü faaliyete karşı, devletin, Anayasa düzeni içinde kendisini savunmasını ve bu çeşit tehlike ve faaliyetlerle etkili şekilde mücadele edilmesini kesin bir zaruret saymaktadır.”

Milliyetçi Cephe hükümetlerinin iktidarda bulunduğu yıllarda ve özellikle İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti döneminde, Türkiye’de “sağ” – “sol” kavgası iyice tırmandırıldı, solculara ve Alevilere yönelik katliamlar gerçekleştirildi. “Milliyetçilik” dendiğinde insanların aklına gelen, AP-MSP-MHP koalisyonları ve katliamlardı. 

İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti, AP-MSP-MHP Koalisyonu olarak 21.7.1977-5.1.1978 döneminde iktidardaydı. Başbakan Süleyman Demirel’di. 

Koalisyon Protokolü’nde şu değerlendirme yer alıyordu:

“Milli, manevi ve tarihi değerlere sahip ve bunlara sadakatle bağlı olmayı en........

© Veryansın TV