Türk milleti Atatürk’ü yeniden keşfediyor
www.yildirimkoc.com.tr
Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş. Kul iyice sıkıştı. Hızır da Atatürkçülük, Kemalizm.
Türkiye giderek derinleşen bir ekonomik kriz yaşıyor. Ayrıca, emperyalistlerin Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne ve varlığına yönelik saldırıları yoğunlaştı. Diğer taraftan 24 yıldır iktidarda olanlar, Atatürk devrimlerine ve Cumhuriyet’in kazanımlarına karşı olumsuz bir tavır içinde. Ekonomik kriz ve Türkiye’ye yönelik saldırılar: Bu iki olgu tarihimizde ilk kez birlikte yaşanıyor. Her şerde bir hayır vardır.
İşçiler, memurlar, sözleşmeli personel, işsizler, emekliler, geleceğe ilişkin umutlarını yitirmiş gençler ve özellikle üniversite öğrencileri ve mezunları için hayat her geçen gün daha da zorlaşıyor. Atalarımız, “deve var bin akçe ucuz, deve var bir akçe pahalı” demişler. Halkımızın büyük bölümü için bir akçelik deve bile pahalı.
Buna karşılık Türkiye tarihinin en büyük servet ve gelir dağılımı adaletsizliği yaşanıyor. Dünya dolar milyarderleri listesindeki Türklerin sayısı her yıl artıyor. Televizyonlarda yayınlanan dizilerdeki yayla gibi evler, aşırı israfa ve lükse dayalı hayat tarzları insanları sorgulamaya itiyor. Yolsuzluklar, hırsızlıklar, yandaşların korunması ve kollanması gibi uygulamalar, sosyal medya aracılığıyla geniş kitlelere ulaşıyor.
İnsanlarımız son derece zeki, şeytana pabucu ters giydirecek kadar kurnaz, çarıklı erkanıharptirler. Adam kullanarak işlerini halletme konusunda son derece ustadırlar. Son derece gerçekçidirler, olmayacak duaya amin demezler. Yalnızca kısa vadeli çıkarlarını çok iyi bilirler. Kendilerine çok güvenirler. Bu aşırı güven ve hızla zengin olma hırsı, bazen kendilerinden daha kurnaz olan dolandırıcıların kurbanı olmalarına da yol açar.
İnsanlarımızın bu özellikleri dikkate alınmadan, hangi durumlarda nasıl tepki vereceklerini tahmin etmek mümkün değildir.
Bugün yaşadığımız sürecin nereye doğru evrileceğini tahmin edebilmek için geçmişte yaşananlara başvurmakta yarar vardır.
Kurtuluş Savaşımız yıllarında İstanbul’daki işçilerin çok büyük bölümü Anadolu’daki mücadeleye karşı duyarsız kaldı. İstanbul’da işçilerin örgütlü bulunduğu sendikalar da aynı tavrı benimsedi. Hatta işgalcilerle işbirliği yapan sendikacılar da oldu.
Bu durum nasıl açıklanabilir?
Birinci Dünya Savaşı sırasında işçiler büyük sıkıntılar yaşadı. Hem gerçek ücretleri düştü, hem de birçok mal piyasadan çekildi; karaborsa aldı başını gitti.
Güvenilir verilere göre, vasıfsız inşaat işçilerinin 1901 yılındaki gerçek ücretleri 100 kabul edilirse, bu ücret 1910 yılında 127 düzeyine yükselmişti. 1914 yılında 86’ya ve 1918 yılında 12’ye düşmüştü. İnşaat sektöründe vasıflı işçilerin ücretleri 1901 yılında 100 kabul edilirse, 1910 yılında 120 olmuştu. 1914 yılında 85 olan ücret düzeyi, 1918 yılında yalnızca 8 idi.
Bu ücretler 1919-1922 döneminde, İstanbul’un işgal altında olduğu yıllarda katlanarak arttı. Piyasadan çekilmiş olan mallar da bulunur oldu.
İmalat sanayiinde çalışan işçilerin durumu konusunda daha ayrıntılı bilgi vardır.
Türkiye’de imalat sanayiindeki gerçek ücretler 1914 yılında 100 kabul edilirse, ücretler 1918 yılında 28’e kadar gerilemişti. Diğer bir deyişle, işçiler........
