menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İkinci enternasyonal sosyalistleri ve sömürgelerin kurtuluş mücadelesi

12 9
08.01.2026

Yıldırım Koç yazdı…

Şevket Süreyya Aydemir’i ve Kadro Hareketi’ni değerlendirebilmek, ancak dünya sosyalist hareketi içinde sömürge halklarının anti-emperyalist mücadelesi konusundaki tartışmaları bilmekle mümkündür.

Karl Marks’ın 1872 sonrasında gelişmiş kapitalist ülkelerde devrim umudunu yitirdiği, umudunu ABD, Rusya ve sömürgelere bağladığı bilinmektedir. Onun bu çizgisi, 1873-1896 küresel krizi sürecinde gelişmiş kapitalist ülkelerin işçi sınıflarının mücadele etmek zorunda kalmaları nedeniyle, 1889 yılında kurulan İkinci Enternasyonal döneminde dikkate alınmadı.

1917 Rus Devrimi ve 1919 yılında kurulan Üçüncü Enternasyonal de sömürge ve yarı-sömürge halklarının anti-emperyalist mücadelesini, emperyalist ülkelerin işçi sınıflarının mücadelesine ve Sovyetler Birliği’nin dış politika ihtiyaçlarına bağımlı kılmaya çalıştı.

Şevket Süreyya’nın 1924 yılından itibaren Türkiye’de savunduğu “sosyalizme yönelik kapitalist olmayan yol” stratejisi, 1920’li yıllarda M.N.Roy ve Sultan Galiyev gibi sosyalistler tarafından da kabul ediliyordu. Diğer bir deyişle, Marks’ın 1872 yılından sonra sömürge halklarının devrimciliği konusundaki beklentisi ancak Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki Kurtuluş Savaşı ve ardından izlenen “devlet sosyalizmi” politikasıyla gerçekleşti. Şevket Süreyya ve KADRO’yu yayımlayan arkadaşları da, Marks’ın 1872 sonrasındaki kehanetini Türkiye’nin hayata geçirdiğinin pek farkında olmadan, bu süreci kuramsallaştırmaya çalıştılar.

Avrupa’nın sosyalist veya sosyal demokrat partileri, Marks’ın sömürgecilik konusundaki değerlendirmelerini hiç dikkate almadan, sömürgeciliği ya desteklediler ya da sömürgeciliğin emperyalist ülkeye verdiği zararlardan söz ederek, sömürgeciliği eleştirdiler.

Almanya’da 1884/1885 yıllarında önemli tartışma konularından biri, devletin buharlı gemilere destek sağlamasıydı. Buharlı gemilerin geliştirilmesi, Almanya’nın sömürgeci politikasının bir ürünüydü. Bu tartışma sürecinde Alman Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Wilhelm Liebknecht, sömürgeciliğin amacının aşırı üretim ve nüfus fazlası sorunlarına çözüm aranması olduğunu belirterek, işçi ücretlerinin artırılması yoluyla iç pazarın genişletilebileceğine değindi. (Day, R.B.-Gaido,D., Discovering Imperialism, Social Democracy to World War I, Haymarket Books, Chicago, 2011;9-10) Olası tehdide karşı Marksistlerin önlemi, emperyalist politikaları gereksiz kılacak ve işçilere de yarar sağlayacak biçimde iç talebin artırılmasıydı.

Fransız İşçi Partisi’nin 1895 Eylül’ündeki kongresinde ise sömürge politikası konusunda bir karar kabul edildi. Bu kararda sömürgeciliğe karşı çıkıldı. Ancak karşı çıkıştaki ana neden, “üretici proletaryanın kanı ve parası pahasına mülk sahibi sınıfın kâr alanlarının artırılması” çabasıydı. (Day-Gaido,2011;10) Bu karşı çıkışta da sömürge haklarına uygulanan baskı ve sömürü değil, emperyalist sömürünün faturasının işçi sınıfına çıkarılması esastı.

Bu dönemde çok farklı bir görüş ileri süren kişi, İngiliz Marksist Ernest Belfort Bax’tı. E.B.Bax, çağdaşı Marksistlerden farklı olarak, sömürgeciliği reddetmekle yetinmiyor, Avrupa’nın zalimlerine karşı sömürge halklarıyla birlikte ortak silahlı mücadeleyi savunuyordu.........

© Veryansın TV