50 yıl önce Türk-İş Genel Başkanı Halil Tunç genel grevi savunuyor ve uyguluyordu
Yıldırım Koç yazdı…
Günümüzde hatırlayan çok yoktur, ama Türk-İş Genel Başkanı Halil Tunç, günümüzden tam 50 yıl önce, Ege Bölgesi’ni etkileyen bir genel grev gerçekleştirdi.
Türk-İş’in 16 Haziran 1975 günü gerçekleştirdiği “İzmir Genel Grev”i veya “Emeğe Saygı Direnişi”, çeşitli etmenlere bağlı olarak oluştu. Bunların en önemlileri, kıdem tazminatı konusundaki gelişmeler, işçileri memurlaştırma çabaları ve işverenlerin saldırı lokavtlarıydı.
Halil Tunç, 50 yıl önce, 8-12 Mart 1975 günleri Türk-İş’in Ankara’da düzenlediği Birinci İşçi Kurultayı’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Tüm konuşmacı arkadaşlarım genel grevden söz etti. Sayın Tunç, genel grev konusunda sık sık konuşuyor, konuşmaktansa bunu uygulama alanına koyalım, dediler. (…)
“Genel grev nedir, arkadaşlar? Genel grev, yapıldığında, hayatın işçisiz yaşanılmaz olduğunu, yaşanamayacağını gösterir. Elektrik kesiktir, su kesiktir, ekmek yoktur, radyo susmuştur, gazete yoktur, tren işlemez, uçak işlemez, dolmuş işlemez, üretim yoktur, adeta hayat durmuştur. İşte böyle bir uygulama, işçiye şimdiye kadar öğrettiklerimizin, öğretmek istediklerimizin, işçinin kendisine güven duyduğunu sağlamasının en etkili aracı olacaktır. İşçi o zaman, ben ne büyük bir varlıkmışım da şimdiye kadar haberim yokmuş, demek hayat benim elimdeymiş, istersem hayatı durdururum, diyecektir. İşte genel grevin, ancak bütünleşmek suretiyle, bütün sendika yöneticilerinin inançla benimsediği bir ortamda yapılması, bir gün de olsun, yarım gün de olsun, başarısı bir tarafa, işçinin kendisine güven duygusunu sağlayacaktır. Genel grev bu bakımdan anlamlıdır. Arkadaşlarım, genel grev tehdidini muayyen zamanlarda yaptığımız doğrudur. Bu kurultaya kadar teşkilatıma yüzde yüz güvenim olmakla beraber ve genel grev ilkesinde birleşmiş olmamıza rağmen uygulamada değişik kanaatlere sahiptik. Bunları kınamak için söylemiyorum, fakat bir zaman geldi, Halk Partisi, MSP Koalisyonu kuruldu. Hükümet buhranları, seçimden sonra 100 gün süren hükümet buhranları gibi devam etmeğe başladı. Unutkan milletiz, geçmişi çabuk unutuyoruz. Halkın o günlerde sıkıntıları bugün olduğu gibi zirvedeydi. Siyasi partilere sorumluluğunu hatırlatmak ve teşkilatımızın büyük desteğini sağlayarak bir genel grev düşünüyorduk, göze alamadılar. Nitekim 20’sinden önce hükümet kuruldu. İstediğimiz biçimde güçlü bir hükümet mi oldu? Elbette değil. Fakat şekil bakımından genel grev tehdidi yerini buldu.” (Türk-İş, Birinci İşçi Kurultayı, 8-12 Mart 1975, Ankara, Türk-İş Yay.No.83, Ankara, 1975, s.377)
Halil Tunç, Türk-İş’in 3-4 Mayıs 1975 günleri düzenlediği Diyarbakır Bölge Kurultayı’nda da şöyle konuştu:
“Denir ki, Halil Tunç sık sık Genel Grevden bahseder, fakat bunu uygulamaz. Bu da evvela ilkeler gibi işçiye benimsetilmesi lazım gelen bir konuydu. Evvela genel grevin tartışması vardı. Biliyorsunuz Erzurum’da da bu yapıldı. Önce işçi hareketi genel grev tartışmasını iç bünyesinde halletmeliydi. Genel grevin uygulanırlığı konusunda hiçbir işçimizde tereddüt kalmamalıydı. Bir de genel grev öğretilmeliydi. Onun için bilinçli olarak sık sık genel grevden söz ettim. Türk işçisinde genel grev şuurunun uyanmakta olduğunu yapılan müracaatlardan anlamak mümkündü. Soruyorlardı: Genel grev nedir? Genel grev şudur dedim.
“Basit ifadesiyle: Suların akmaması, elektriklerin kesilmesi, uçağın işlememesi, otobüsün işlememesi, daha doğrusu hayatın durdurulması, dedim. Zaman içinde işçinin şu düşünceye gelmesini istedim: Benim elimde ne büyük güç varmış da ben bunun bilincinde değilmişim. Demek ki ben genel grev yaparsam, hayat felce uğruyor. Demek ki benim elimdeki silah bu denli güçlüymüş. İşçinin kendisine güven duygusu yükseldi. Benim elimde gerektiğinde öyle bir silahım var ki bu silahımı kullandım mı alamayacağım hak yoktur. Genel grev, haklı olduğu bir davada başarıya ulaştıracak tek güçtür, demeye başladı. İşte bu noktadan sonradır ki genel grev uygulanabilir hale geldi. (…)
“Beyler, sendikacılık biraz da risk işidir.........© Veryansın TV
