Bingöl ve terör mücadele
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ebediyete intikal etmiş tüm gazilerimizi rahmet ve dualarla anıyor; hayatta olan gazilerimize ise sağlık, huzur ve uzun ömür diliyorum.
Vatanımız uğruna fedakârlıkta bulunmuş tüm gazilerimize şükran ve minnetlerimi sunuyorum.
Gaziler Günü kutlu olsun.
Ben de bu yazımda, kahraman gazilerimizden İdris Tuğunmuş kardeşimi ziyaret etmek için gittiğim Bingöl’deki gözlemlerimi aktarmak istedim.
İdris, Güvenpark’ta hak arayışı için eylem yapan gazilerimizi yalnız bırakmamış, onların mücadelesine önemli bir destek vermişti. Ancak bu desteğin bedelini ağır bir şekilde ödemek zorunda kaldı. Gazilerimize yönelik gerçekleştirilen şafak operasyonu sırasında aldığı darbe sonrasında apandisti patlayan İdris, özel bir hastanede zamanla yarışılarak ameliyata alındı ve adeta ölümden döndü.
Bugün ise insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Haklarını arayan gazilerimizin yaklaşık iki ay boyunca yaşamak zorunda bırakıldığı o manzaraların ortaya çıkmasına neden olanlar, bugün hiçbir şey olmamış gibi gazilerimizin ne kadar değerli olduğundan, onların “başımızın tacı” olduğundan söz ederek Gaziler Günü’nü kutlayacaklar.
Peki, bu kutlama ne kadar gerçekçi ve ne kadar samimi?
Gaziler arasında siyasi görüşlerine göre ayrım yapmak; iktidara yakın olan gaziler ile muhalif gazileri farklı değerlendirmek ya da 15 Temmuz gazisi ile terörle mücadele gazisini birbirinden farklı bir konuma koymak, gazilik kavramının özüne aykırıdır.
Gazilerimiz, siyasi görüşleri ne olursa olsun; nerede, hangi şartlarda ve hangi mücadelede gazi olduklarına bakılmaksızın bizim için başımızın tacıdır.
Eğer gerçekten öyleyse, bunun yalnızca sözlerle değil, gazilerimize gösterilen muameleyle de ortaya konulması gerekir.
Gaziler Günü’nü kutlamak, sadece bir gün gazilerimizi hatırlamak değil; onların haklarına, onurlarına ve insanlık haysiyetlerine her zaman sahip çıkmaktır.
Gelelim Bingöl izlenimlerime…
Öncelikle kafanızdaki Bingöl’e ilişkin olumsuz önyargıları bir kenara bırakın.
Bingöl’ün şehir dokusu gerçekten çok sıcak. Kendimi yabancı hissetmedim. Hatta bir parçası olduğum memleket kadar bana ait hissettim.
Evet, küçük bir şehir. Ancak aynı zamanda modern ve en önemlisi temiz bir şehir. İnsanlarının önemli bir bölümünün Zaza kimliğine ve kendine özgü bir kültüre sahip olduğu bu şehirde, günlük iş hayatında Türkçe hakim.
Şehirde dikkatimi çeken bir başka konu ise Sayın Vali Cahit Çelik’in hayat hikâyesi oldu. Ağrı’nın Patnos ilçesinde doğan, eğitim hayatının önemli bir bölümünü burada sürdüren; ODTÜ’de eğitim gören, yüksek lisansını İngiltere’de, doktorasını ise Amerika Birleşik Devletleri’nde tamamlayan Sayın Çelik, devletin farklı etnik kimliklere sahip vatandaşlarına sunduğu imkânları gösteren dikkat çekici bir........
