menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Alın size alternatif ‘terörsüz Türkiye’ planı

20 0
29.08.2026

Fatih Altaylı’nın “Terörsüz Türkiye” süreci hakkında neden böyle bir yazı kaleme aldığını bilemiyorum. Konumuz bu değil. Fakat yazısında ortaya koyduğu görüşlere bir cevap verme gereği hissettim.

Altaylı yazısında şöyle diyor:

“Bu işi bir yerde bitirmek lazım. 200 sene sürüp, 200 bin yurttaşımızı kaybedecek halimiz yok. Suç devlete karşı işlenen suçtu. Devletin affetme hakkı var. Artık terör derdi ile uğraşmasın bu ülke.”

Ardından da “Peki, alternatif çözüm öneriniz nedir?” diye soruyor.

Bu vesileyle ben de kendi çözüm önerimi ortaya koyayım. Altaylı’nın bu öneriye nasıl bir itiraz getireceğini gerçekten merak ediyorum.

Önce meseleye nereden baktığımızı belirleyelim…

“İşlenen suç devlete karşı işlenmiştir; dolayısıyla devlet ister affeder, ister affetmez” derseniz, yıllarca terörle mücadelede hayatını kaybeden şehitlerimizin ve onların ailelerinin yaşadığı acıyı yok saymış olursunuz.

Evlatlarını kaybeden ailelerin, evlatlarının katillerinin affedilmesi konusunda hiç değilse vicdani bir söz hakkının olması gerektiğini düşünüyorum. Devlet elbette hukuk çerçevesinde karar verir; ancak bu kararın, yıllarca bedel ödemiş insanların duygularını ve adalet beklentilerini yok sayarak alınmasını doğru bulmuyorum.

Peki, bu işin yöntemi ne olmalı?

Öncelikle şu gerçeği göz önünde bulundurmalıyız. Devlet Bahçeli’nin terör örgütü elebaşını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne davet ettiği o konuşmayı yaptığı günlerde; PKK’nın yurt içinde terör eylemi yapacak gücü kalmamıştı. Hatta bunu dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da büyük bir gururla ifade ediyordu.

Aynı zamanda dağa çıkışlar durmuş, gençler PKK’ya katılmayı doğru bulmuyordu. Yani örgüt artık personel temin edemiyordu.

Bu şu demekti: Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenlik güçleri bir kez daha PKK terör örgütünü yenmiş ve artık Türkiye terörsüz günlere uyanıyordu.

Aslında zaten terörsüz bir Türkiye’de yaşandığını söylemek yanlış olmazdı.

Sahada kazanılmış zaferin masada da perçinlenmesi tabii ki ülkemizin huzuru ve dirliği açısından çok önemlidir.

PKK terör örgütü mensuplarının silahı bırakarak insan gibi yaşama hakkına kavuşmak istemesine kayıtsız kalınmamasını devlet anlayışı olarak görebiliriz.

Ancak bu halihazırda Terörle Mücadele Kanunu’nun etkin pişmanlık hükümlerinde var. Örgütün çözülmesine yardımcı olan teröristler zaten denetimli serbestlikten yararlanıp topluma karışabiliyorlardı.

Benim açımdan en önemli mesele, terör örgütü mensuplarının ve siyasi uzantılarının niyet ve zihniyet ne olduğunun ortaya konulmasıdır. Ülkeyi bölmek isteyen ya da bölünmeye götürecek süreci hazırlayan bir zihniyetin ortadan kalkmış olması gerekir.

Bunun en önemli göstergelerinden biri de Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak değerlerine karşı tutumun açıkça ortaya konulmasıdır. Öncelikle Türk bayrağı ve İstiklal Marşı ile bir sorunlarının olmadığını göstermeleri gerekir.

Türk bayrağını kabul etmeyen, İstiklal Marşı’nı ıslıklayan bir zihniyetle gerçek anlamda kardeşlik ve ortak gelecek inşa edilemeyeceğini herkesin bilmesi gerekir.

Bu temel meselelerde samimi bir yaklaşım ortaya........

© Veryansın TV