Türk olmaktan gurur duyan bir Türk’üm
Mustafa Özgür Sancar yazdı…
Tercih etmediğim hâlde, bir işim nedeniyle gitmek zorunda olduğum İstiklâl Caddesi’nde Ağustos’un nemli İstanbul sıcağı… birbirinin arkasına takılarak yürümeyi ya da birbirine sürtünerek geçmeyi hayatın olağan akışından sayan sinir bozucu kozmopolit kalabalık kent kültürü ve mesafeye saygı anlayışını hiçe sayarak, ters fırtına nedeniyle bir sağa bir sola savrulan nehir suları gibi hareket etmeye devam ediyordu.
ULUSAL DEĞERLER, İSTİKLÂL CADDESİ’NDEKİ YUNAN BAYRAĞI
Bu sıkıcı durumdan bir ân olsun kendimi kurtarmak için kafamı kaldırdığımda caddenin ortasında, yukarıdan aşağıya doğru uzanan Yunanistan bayrağını gördüm. Yunan Konsolosluğu’ndan sarkıtılan mavi beyaz renkteki bayrak, normalden daha büyük olan boyutlarıyla sanki meydan okuyordu. Klasik Yunan milliyetçiliğinin bir göstergesi olan bu abartılı bayrak şova güldüm geçtim; çünkü ezelden beri, bir Türk olarak, başka ulusların varolma, kendini gösterme çabasının tolere edilebir olduğunu düşünmüşümdür.
Çağrışımlar kafamda birbirini kovalıyordu. Birden aklıma tarihsel olarak düşman kategorisine koyduğumuz ülkelerin bayraklarının şehrimizde dalgalanıyor olmasının Türklüğümüze halel getirmediği düşüncesi geldi; tersine Türk’ün kendine olan özgüvenini gösterir. Bir barışseverlik tutumudur; Atatürk’ün çizdiği barışsever milliyetçilik anlayışının pratikteki görüntüsüdür. İşgalci Yunan devletine, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra barış elini uzatan Atatürk’tü, ki ellili yıllara kadar iki ülke ilişkileri dostluk çerçevesinde ilerlerdi.
TÜRK’SÜZ BİR DÜNYA ve AVRUPA TARİHİ YAZILAMAZ
Yüzyıllarca yürüyerek dünyanın tarihini değiştiren Türkler, Asya’da, küçük Asya’da, uzak Asya, Avrupa ve Afrika’da pek çok kavimle karışarak zengileşmişti; sonunda birbiriyle bağlantılı geniş bir kültürel evren, çokça lehçe oluşturmuşlardı. Kurdukları devletler ve imparatorluklar dışlayıcılığı reddetmiş, kapsayıcı olmuştu. Türk olmayanların devlet kademesinde yer aldığı, yükseldiği örgütlenmeler yaratmışlardı.
Olgular beni mutlak bir sonuca ulaştırıyordu: Türklük, 19. yüzyılın sanayi devrimleriyle ulaşılan modern ulus devletlerdeki üst kimlik anlayışından yüzyıllar önce, kapsayıcı-birleştiren bir isimlendirme olarak tarih sahnesinde bulunuyordu. Türk kavramı ile dışlayıcılık Güneş ile yeryüzü kadar birbirine uzak…
Batılı modern devletlerden farklı olarak bir ulusal kurtuluş savaşı sonrasında, millî devrim ile ortaya çıkan Türk modern devleti yani Türkiye Cumhuriyeti bütünleştiren, kapsayıcı olan bir kimlik inşa etmişti. Türk üst kimliği tek başına millî demokratik devrimin mutlak sonucu olarak açıklanamaz, esas kuvvet ümmetten ulusa geçişi sağlayan Devrim’dir, fakat bunun yanısıra Türk kavramının tarihsel olarak birleştiren özelliği güçlü bir yan ölçü olarak üst kimlik oluşumunu desteklemişti.
BATI’NIN MASALCI TARİHÎ, TÜRKLERİN BİRLEŞTİRİCİ KUDRETİ
Sonra birden aklıma Doğan Avcıoğlu’nun ”Türklerin Tarihi, (Birinci Kitap)” kitabı geldi. Türk tarihinin bir masal olmaktan çıkartılması adına eşsiz yapıtlardan bir tanesi…........
