DÜNYA SEVGİSİNİN GÖLGESİNDE KAYBOLAN İNSANLIK
Değerli okuyucularımız, herkese dua ve selamla yazıma başlıyorum.Bir zamanlar adaletle nefes alan, hakkı mihenk taşı bilen, emaneti omuzlarında bir sorumluluk gibi taşıyan insanlık; bugün göz kamaştıran fakat içi boş bir parıltının peşinde savruluyor. Ölçü kaçtı. Mertlik, vakar, haya ve diyanet; paranın soğuk yüzü karşısında geri çekildi. Hak, adalet ve vicdan; maddiyatın çarkları arasında öğütülür oldu.Oysa Nebevî ikaz asırlar öncesinden yankılanmıştı. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:“İnsanoğlu ‘Malım, malım!’ der. Ey Âdemoğlu! Yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve sadaka verip gönderdiğinden başka malın mı var?”Bu hadis, malın hakikatini tokat gibi yüzümüze çarpar. Biriktirdiğin değil; infak ettiğin, paylaştığın ve Allah için vazgeçtiğin kalır. Gerisi, toprakla aranda kısa bir misafirliktir.Bugün ise dünya sevgisi kalpleri işgal etmiş durumda. Resûlullah (s.a.v.)’ın şu uyarısı adeta zamanımıza ayna tutar:“Ümmetim için en çok korktuğum şey, dünya nimetlerinin onlara açılmasıdır.”Dünya nimetleri açıldı; fakat kalpler kapandı. Servet arttı; merhamet azaldı. İmkân çoğaldı; istikamet kayboldu. İnsan, eşyaya sahip oldukça eşyaya esir oldu. Parayı elinde tutacağına, kalbine koydu. Oysa kalp ya Rahman’ın evidir ya da dünyanın pazarı…Bir başka hadis-i şerifte şöyle buyrulur:“Dünya sevgisi bütün hataların başıdır.”Dünya sevgisi; hakikatin sesini bastıran bir uğultudur. İnsan o uğultunun içinde yönünü kaybeder. Hak ile batılın arasındaki ince çizgi silinir. Menfaat; adaletin önüne geçer. Güç; hakkın yerine ikame edilir. Ve böylece zulüm, sıradanlaşır.Bugün toplumun kan kaybı bundandır. Çünkü hak terazisi bozulduğunda huzur da bozulur. Adalet çöktüğünde güven çöker. Güven çöktüğünde insanlık dağılır. Kalpler dünyevî hırsla karardıkça; doğruluk bir masal, ahlak bir nostalji, din ise sadece bir sembol haline gelir.Resûlullah (s.a.v.)’ın şu uyarısı ne kadar çarpıcıdır:“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz; dili doğru olmadıkça kalbi doğru olmaz.”Demek ki mesele sistem değil, önce kalptir. Niyet çürürse amel çürür. Amel çürürse toplum çürür. Toplum çürürse medeniyet çöker.Bugün insanlık süslü, puslu bir dünya ikliminde yaşıyor. Gözler kamaşmış; fakat gönüller karanlık. Reklamlarla süslenmiş bir hayatın içinde, ruhlar sessizce çürüyor. Herkes daha fazlasını isterken kimse “Yeter” demiyor. Kanaat unutuldu; şükür unutuldu; infak unutuldu. Fakat unutulmayan bir hakikat var: Hesap.Kur’an’ın ve sünnetin çağrısı nettir: Dünya bir imtihandır. Mal bir emanettir. Güç bir sorumluluktur. Ve insan, yaptığından hesaba çekilecektir.Öyleyse çözüm; yeniden kalbe dönmektir. Niyeti arındırmaktır. Hakkı menfaatin üstüne koymaktır. Parayı araç, ahlakı amaç yapmaktır. Dünyayı elinde tutup kalbine koymamaktır.Çünkü insanlık, dünya ile değil; hakikat ile ayağa kalkar. Ve hakikatin olmadığı yerde medeniyet değil, sadece kalabalık vardır.Bugün belki insanlık her gün biraz daha kan kaybediyor. Ama unutulmamalıdır ki bir avuç samimi yürek, bir toplumun kaderini değiştirebilir. Yeter ki niyet sahih, istikamet doğru, hedef rıza-i İlâhî olsun.Aksi hâlde; dünya büyür, insan küçülür. Servet artar, değer azalır. Binalar yükselir, vicdanlar çöker. Ve en sonunda insan, sahip olduğunu sandığı dünyanın içinde kendini kaybeder.Vesselam
