BİRLİKTE YAŞAMAK DEĞİL, BİRBİRİMİZDEN SORUMLU OLMAK
Değerli okuyucularımız, birbirinden haberdar olmayan; kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemeyen bir toplumun gerçek anlamda huzur ve sükûnete kavuşması mümkün değildir.Birlik ve beraberlik, yalnızca bir toplumun ayakta kalmasının değil, aynı zamanda insanlık onurunun korunmasının da temelidir. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı; bireysel çıkarı, duyarsızlığı ve toplumsal çözülmeyi besler. Oysa bizim medeniyetimiz, “insan insana emanettir” düsturunu esas alır. Bu anlayış; sorumluluk, merhamet ve dayanışma ile yoğrulmuş köklü bir ahlâkın yansımasıdır.İnsan, sadece kendisinden ibaret değildir. İçinde yaşadığı toplumun bir parçasıdır; o toplumun sevinci de hüznü de ona aittir. Bu nedenle Türkiye’nin ayıbı bizim ayıbımızdır. Yoksulu, garibi, kimsesizi bizim sorumluluğumuzdadır. Toplumsal yaraları görmezden gelmek, aslında kendi insanlığımızdan uzaklaşmaktır.İslam ahlâkı bu konuda son derece açık ve güçlü bir rehber sunar.........
