Ahlakın İflası Paranın Örtemeyeceği Çürüme
Değerli okuyucularımız,Bir toplumun çöküşü yalnızca ekonomisinin bozulmasıyla, gelir dağılımının adaletsizleşmesiyle veya insanların fakirleşmesiyle başlamaz. Asıl çöküş, ahlakın değersizleştiği gün başlar.Çünkü para kaybedildiğinde yeniden kazanılabilir. Makam kaybedildiğinde yeniden elde edilebilir. Mal mülk elden çıktığında yeniden yapılabilir. Fakat vicdan, karakter, güven ve ahlak kaybedildiğinde insanın elinde geriye yalnızca dışarıdan süslü görünen, içeriden ise çürümüş bir hayat kalır.Bugün toplum olarak karşı karşıya olduğumuz en büyük tehlikelerden biri, maddi başarının ahlaki başarının yerine konulmasıdır.İnsanların nasıl kazandığından çok ne kadar kazandığına bakılıyor. Nasıl yaşadığı değil, neye sahip olduğu önemseniyor. Bir insanın karakteri, dürüstlüğü, merhameti ve vicdanı yerine arabası, evi, makamı, kıyafeti ve banka hesabı konuşuluyor.Böyle bir düzenin sonunda ortaya şu korkunç anlayış çıkıyor:“Param varsa, yaptığım yanlışların önemi yok.”İşte asıl çürüme tam burada başlıyor.Çünkü para, insanın karakterini temizleyen bir deterjan değildir. Servet, hırsızlığı dürüstlüğe; makam, kibri tevazuya; şöhret ise ahlaksızlığı erdeme dönüştürmez.Bir insanın cebinin dolu olması, vicdanının da dolu olduğu anlamına gelmez.Hatta bazen tam tersine, maddi güç insanın içindeki çürümeyi daha görünür hâle getirir.Bugün yanlış yapan bazı insanlar yaptıklarından utanmak yerine sahip oldukları imkânlarla kendilerini aklamaya çalışıyor. İnsanları ezen, küçümseyen, hakkını yiyen, başkasının emeğine göz diken, yalan söyleyen, güveni istismar eden kimseler; sahip oldukları para, makam veya çevre sayesinde toplumun gözünde dokunulmaz hâle gelebiliyor.Ve toplumun bir kısmı da buna sessiz kalıyor.Daha kötüsü, bazen hayranlık duyuyor.İşte bu, yalnızca bireysel bir ahlaksızlık değil; toplumsal bir vicdan kaybıdır.Bir insanın çok parası olduğu için saygı görmesi, fakat dürüst........
