KALEMMETRE – 4: ÜNVANIN GÖLGESİ
Vicdan sustuğunda, çıkar konuşur.
Unvan bazen hakikatin değil, suskunluğun kalkanıdır.
Bazı isimler vardır… cümle kurar ama ağırlık taşımaz.
Bazı sıfatlar vardır… bilgi verir ama sorumluluktan kaçar.
“Gazeteci”, “akademisyen”, “uzman”, “yorumcu” …
Kâğıt üzerinde güçlü duran bu unvanlar, gerçeğin önüne geçtiğinde artık bir anlam taşımaz.
Çünkü asıl soru şudur:
Bilen mi sorumludur, yoksa konuşan mı?
Unvanın sağladığı güç, eğer hakikati söyleme cesareti üretmiyorsa; o güç, topluma değil sadece kendine hizmet eder.
Bugün mesele bilgi eksikliği değil.
Mesele, bilginin tercih edilerek kullanılmamasıdır.
Bir olay yaşanır… herkes görür.
Bir gerçek ortaya çıkar… herkes bilir.
Ama bazıları için o gerçek, yazılacak bir şey değildir.
Çünkü ünvanın yanında görünmeyen bir alan daha vardır:
Ve o alan, çoğu zaman hakikatin........
