menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnanmadığı Allah'a saldıranlar! Seçici cesaret, cesaret değil kardeşim! Ah şu danışmanlar!

76 0
06.07.2026

İktidara duyulan öfkeyi, onun dayandığı sosyoloji diyerek inanan insanlardan çıkarmak sadece toptancı bir yaklaşım değildir; aynı zamanda inanmayanların meşru eleştiri alanını da daraltan büyük bir yanlıştır.

Komedyen Deniz Göktaş'ı ters kelepceleyerek tutuklamak inanan kitleyi hedef almayı azaltmayacak, aksine çoğaltacak. Bunun yerine "Bak Deniz kardeşim ve onun gibi düşünenler; inanç, iktidarların da üstünde bir kaledir.  Bu kaleden düşecek her taş hepimizin başını yarar. İktidar başka, inanç başka. İktidarlar gider, inançlar kalır" başlıklı bir anlatım daha iyi olabilirdi. 

Mevzu aslında o kadar karışık değil... Budistin ineğine gösterdiğin saygıyı, kapı komşunun inandığı kutsala göstermiyorsan; sorun özgürlük değil, tutarsızlık ve içi boş bir inat olarak kabul edilir...  Sahi, bu inat niye?  Allah'a saldırmak, bazı ideolojik çevreler için hep bir üst kimlik inşa etme çabası oldu. Oysa bu, cesaret ya da entelektüellik değil; yıllardır tekrar edilen alışılmış bir cehaletin ve kolaycılığın ifadesi değil midir? 

Son yaşanan Deniz olayı bir gerçeği yeniden gösterdi: Buradaki çelişki, yalnızca inanmadıkları bir kutsalı hedef almaları değil; o kutsala inanan milyonlarca insanı tahkir etme iştahları...

Türkiye'de uzun süredir siyasi öfke ile dini hassasiyet bilinçli ya da bilinçsiz biçimde birbirine karıştırılıyor.

Dinin siyasete alet edilmesinin başka bir yolu da tam budur işte. İnanmadığın ya da beğenmediğin ya da senden farklı inançlara saldırmak...

Teolojik olarak dinin istismarı var mı? Elbette var; dün de vardı, bugün de var. Ama ironik olan şu: Sekülerler, itiraz ettikleri yöntemlerin başka bir versiyonunu üretmeye devam ediyor.

Muhalefetin bir bölümü, muhafazakâr iktidara duyduğu tepkiyi dindar insanlar üzerinden dışa vuruyor. Oysa iktidar ile inanan insan aynı şey değildir. Siyasi hesaplaşma başka, kutsala hakaret başkadır.

Bu tavır, öfkeyi boşaltan anlık bir rahatlama sağlayabilir. Sosyal medyada alkış da getirebilir. Ancak götürdüğü, getirdiğinden çok daha fazladır. Çünkü hakaret, ikna etmez; yalnızca kırar ve kutuplaştırır.

Tarih bunun örnekleriyle doludur. Fransız Devrimi'nin din........

© Turktime