TRUMP’I ESİR ALAN EPSTEİN: BATI MEDENİYETİ’NİN CANAVAR RUHU (1)
Medeniyetten Neyi Anlamalıyız
Önce medeniyet denilen değerler manzumesi ile alakalı bir belirleme yapmak isteriz.
Medeniyet, “adalet severlik, insanca iyi ve ferah yaşayış, şehirlilik, yaşayışta, ictimâî münasebetlerde, ilim, fen ve san’atta tekâmül etmiş cemiyetlerin hâli”.
Bir başka tanımlamaya göre medeniyet, “bir millet ve toplumun maddi ve manevi varlığına ait üstün niteliklerden, değerlerden, fikir ve sanat hayatındaki çalışmalardan, ilim, teknik, sanayi, ticaret vb. sahalardaki nimetlerden yararlanarak ulaştığı bolluk, rahatlık ve güvenlik içindeki hayat tarzı, yaşama şekli, medenilik, uygarlık”.
Bugün, insan hakları ile alakalı her türlü gelişmeler, insancıllık, kadın hakları, hukuk devleti, demokrasi, cumhuriyet, hürriyet, eşitlik, medeniyet, insan onuru, kısacası her türlü insani değerler medeniyetin en belirgin göstergeleridir.
Adalet, hukuki eşitlik, hoşgörü, çoğulculuk, bu medeniyetin en cazip belirtileridir.
Teknolojik gelişmelerle sağlanan refah düzeyi ve refahın yayılması, bu medeniyetin diğer albenili tezahürleridir.
Batı Medeniyetine Duyulan Tepkiler ve Düzülen Methiyeler
Türkiye’de ve Batı dışı devletlerde Batı medeniyetine yönelik iki tür tepki mevcuttur.
Birincisi Batı medeniyetine methiyeler düzenler, hayran olanlar, tabiri caizse tapanlar.
Bunlar, genellikle, kendi toplumlarını ve Batılı toplumlar dışında kalan diğer toplumları, geri, çağdışı, medeniyetten uzak görürler. En azından, bu toplumların çoğunluğunun bu şekilde olduğuna inanırlar, bu yönde çok katı kanaatlere sahiptirler.
Bu fikirleri savunanların bazıları, Batılılar gibi düşünüyor, onlar gibi yaşıyorlar, kendilerini içinde yaşadıkları toplumun genelinden farklı bir konuma oturtuyorlar: “Biz çağdaş, ilerici insanlarız, bizim gibi olmayanlar, gerici, ilkel, bağnaz, yobaz, zenk-ü sefa nedir belemez kişilerdir” diyorlar.
Bazıları, Batılı toplumlara hayranlık beslerler. Onlar gibi olamadıklarına hayıflanırlar. Hep Batılılar gibi olma hayali içinde yaşarlar. Batılı gibi olamamanın ezikliğini yaşarlar.
Batı hayranları, her türlü iyiliklerin, güzelliklerin, medeniyetin, refahın, güvenin, doğruluğun, faziletin, erdemin, ahlâkın, adaletin, eşitliğin, demokrasinin, hukuk devletinin, insancıllığın, insan onurunun, insan haklarının, özellikle de kadın hakları ve çocuk haklarının, kısaca her türlü insani değerin Batılı toplumlarda mevcut olduğuna inanırlar.
İkincisi, Batılı toplumları, Batı medeniyetini lanetleyenler, her türlü kötülüğün anası, kaynağı olarak görenler. Bu kesimdekiler, Batılı toplumların, medeni görünümlü güzellik makyajı altında bin bir türlü lanetli işlerin, kötülüklerin, çirkefliklerin, şeytanlıkların gizlendiğine inanırlar.
Batının medeni görünümlü vahşi kimliğini benimseyen, nimetlerinden, güzel görünümlü yaşantılarından faydalanan, sefahat denizinde yüzen kesim, Batı medeniyetini tüm dünyanın örnek ve imrenilecek düzeyde makbul olduğuna inanırlar. Tüm insani değerlerin sadece kendilerinde olduğuna inanırlar. Bunu teyit eden akademik eserler yazarlar, teoriler geliştirirler. Kısaca en süslü ve albenili kavramlarla, kendilerini dünyaya pazarlarlar.
Batı medeniyetinin cari olduğu ülkelerde yaşayan bazı insanlar, içinde bulundukları devletlerin yöneticilerinin, bazı etkili kuruluşların, varlıklı kesimlerin vahşiyane politika ve uygulamalarına vicdani tepkiler verirler.
Bu tepkiyi verenlerin ortak noktası, vicdani hassasiyettir. Yani yukarıda bahsi edilen insani değerlerle çelişen politika ve uygulamalara, bir diğer ifadeyle ikiyüzlü, iki kimlikli münafıkane yapılara ve uygulamalara tepki........
