“Baba, diplomama bir bak!..”
“Nöbetçi öğretmen her bayram aynı soruyu sorardı: Sen yine gitmedin mi Yusuf?”
Bayram arefeleri, yatılı okulların en sessiz günleridir. Öğleden sonra koğuşların havası birdenbire değişir; demir dolapların kapakları telaşla kapanır, bavullar hışırtılarla koridorlarda sürüklenir, memleketten gelen çöreklerin, baklavaların kokusu binanın dört bir yanına yayılırdı.
“Haydi, servis kalkıyor!”
Bir saat geçmeden okulun bahçesi boşalırdı. Servislerin ardından havaya kalkan toz da dağılınca, koskoca bina kendi sessizliğine gömülürdü...
Yusuf, koğuşun kapısında dururdu. Elini sağındaki ranzaya uzatırdı. Boş… Solundakine dokunurdu. O da boş… Biraz önce üzerinde çocukların oturup memleketlerini konuştukları demirler,........
