İsrail’in kanlı hedefleri!..
Bölgemizde açık bir yeniden şekillenme süreci yaşanıyor ve İsrail, bu dönüşümü ticaret yolları ile stratejik koridorlara hâkimiyet kurarak kendi lehine çevirmeye çalışıyor. Akdeniz’den Kızıldeniz’e uzanan hat üzerinde yeni bir jeopolitik realite inşa etme çabası, bu hedefin somut bir göstergesidir.
Gazze’de yaşanan soykırım ve katliamların, İsrail’in nihai hedeflerinden bağımsız olmadığı artık tartışmasızdır. Aynı şekilde Suriye’de, kendisi açısından en büyük engel olarak gördüğü Türkiye’ye karşı yürüttüğü faaliyetlerde terör örgütlerini birer maşa olarak kullandığı da açıktır.
Suriye’de yeni yönetime yönelik dayatmalar ve SDG ile Dürziler üzerinden oluşturulmak istenen zemin, esasen İsrail’in denizlere açılan noktaları güvence altına alma arayışının bir parçasıdır. Bu kozların “Büyük İsrail” mottosu doğrultusunda kullanıldığı net biçimde görülmektedir. İsrail’in meseleye yalnızca güvenlik değil, ekonomik çıkarlar penceresinden baktığı, bölgesel güç olma yolunda coğrafyadaki tüm devletleri yıpratarak, yönetilebilir sınırlar içine hapsetmek istediği açıktır.
Bu süreçte en büyük desteğinin ABD olduğu da bir sır değildir. ABD içindeki derin yapılar, siyonizmin etkisi altındaki finansal sistemler ve güçlü lobiler İsrail’e son derece tehlikeli bir hareket alanı sağlamaktadır. Bugün katil Netanyahu, işlediği bu korkunç suçları büyük ölçüde bu desteğe yaslanarak gerçekleştirmektedir.
Ancak ABD’nin, kendi çıkarları uğruna İsrail’in planlarına nereye kadar “evet” diyeceği kritik bir sorudur. ABD Başkanı Trump süreci, kontrolden çıkmadan yönetmek istemektedir. Buna karşın İsrail, küresel değişim sürecinde önüne çıktığını düşündüğü tarihî fırsatı sonuna kadar kullanmadan geri adım atmamakta kararlıdır. ABD’nin bu noktada........

Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin