Modern kölelerin afyonu: Kariyer hikâyeleri...
Dün bilgisayarımı karıştırırken bir not buldum. Şöyle yazmışım: "İnsanlık tarihi, hayatta kalma stratejilerinin evriminden ibarettir. Ancak bu evrim her zaman daha iyi bir yere varmaz, sadece daha steril bir hâl alır.”
Bu cümleyi nerede gördüm de yazdım bilmiyorum ama gerçekten de dünyada hiçbir şey iyiye gitmiyor. Mesela değişimin en çok hissedildiği iş dünyasına bakıyorum: Vitrin dışında değişen bir şey yok gibi...
Dün sokak aralarında kaba kuvvet ve raconla kurulan iktidar terazisi, bugün plazaların aynalı camları ardında en şık hâliyle yeniden kuruluyor.
Eskiden mahalle kahvelerinde "Tek başıma on kişiyi nasıl paketledim?" hikâyeleri dönerdi. Şimdiyse havalandırması bozuk toplantı odalarında "Bir sunumla o departmanı nasıl saf dışı bıraktım?" hikâyeleri anlatılıyor.
Dekor değişti, aksesuarlar yenilendi. Mahalle kahvesinin yerini açık ofis, dumanın yerini klima çarpması, iskambil masasının yerini ise cam toplantı odaları aldı. Ama insanın küçük iktidar oyunları hiç değişmedi.
Eskinin kabadayısı mahallede "çete" kurardı. Şimdikiler plazada "network" kuruyor. Eskinin mahalle abisi "Benimle takılmıyorsan bu semtte işin zor" derdi. Şimdiki plaza abisi ise "Biraz daha görünür olman lazım" diyor.
Dün mahallede "arka çıkmak" neyse, bugün plazada "backlemek" aynı şey. Eskinin narasının yerini ise "CC’ye genel müdürü de ekledim, ayağını denk al!" tehdidi aldı.
Ağzını yayarak "alignment", "benchmark", "know-how" diyen herkes, kendini "Kariyer Vandallığı" yapmaya yetkili sanıyor. Cümle ne kadar boş olursa olsun. Yeterli öz güven ve iki İngilizce kelimeyle servis edilince "strateji" sanılıyor.
Yani sistem aslında eski alışkanlıkları yeni isimlerle pazarlıyor.
Bu dövüş kulübünde, herkes terfi edip rahatlayacağı günün hayalini kurmakla meşgul. Ama bu hayalin suyla teması hiç kesilmiyor. Çünkü kariyer basamakları, üzerine "gelişim" veya "liderlik yolculuğu" etiketleri yapıştırılmış şık birer Bubi Tuzağı gibi... "Potansiyel" ise belki de modern dünyanın en kibar tehdidi… "Daha çok yorulabilirsin" demenin kurumsal versiyonu…
Yani sistem sana huzur vermek için değil, seni sürekli eksik hissettirmek üzerine kurulu. Bu yüzden hep biraz daha olman gerekiyor. Bir tık daha iyi, bir tık daha görünür, bir tık daha vazgeçilmez...
Modern insanın afyonu artık ne kahvehane hikâyeleri ne de kabadayı masallarıdır. Yeni uyuşturucu, kibrin kurumsal versiyonunun sahne aldığı kariyer hikâyeleridir. Ve bu hikâyelerin içinde bolca kişisel kahramanlık, biraz mağduriyet, bir tutam stratejik deha ve iki kepçe kurumsal entrika bulunur.
Ha omuzunda yumurta topuk ayakkabıyla mahallede volta atmışsın, ha elinde karton bardak kahveyle plazada "strateji" kasmışsın... Değişen sadece vitrindir.
Şiddet azalmadı, sadece kurumsallaştı. Kibir kaybolmadı, takım elbise giydi. Açgözlülük KPI’lara bağlandı. İktidar arzusu performans sistemiyle meşrulaştı.
Sonuç olarak öz aynı: Güç gösterisi, aidiyet oyunu ve bitmek bilmeyen bir kibir. Bu açıdan bakıldığında, modern çalışma hayatı takım elbiselerin içine gizlenmiş kadim bir sokak kavgasından başka bir şey değildir.
Hâlbuki insan ömrü gerçekten çok kısa. Toplantıda sözü kesildi diye üç gün kin tutarak, mailde kime CC düşüldüğünü hesaplayarak veya bir başkasının koltuğuna göz dikerek bir ömür geçirmek çok pahalı bir saçmalık değil mi?
Salih Uyan'ın önceki yazıları...
