Eyvah! Yaz tatili başladı...
Yaz tatili başladı. Çocuklar sevinçli ama ebeveynlerde hafif bir panik havası var. Herkes kendi kendine şu soruyu soruyor: "Biz çocuklarla iki buçuk ay boyunca evde ne yapacağız?"
İlk birkaç gün iyi geçti belki ama çocuklar ufaktan hararet yapmaya başladı. Geç yatıp geç kalkmalar, ekrana yapışmalar, değişik sesler çıkararak evde turlamalar…
Ekonomide “İhtiyaçlar sınırsız, kaynaklar sınırlı” diye bir söz var. Yaz tatilinde bu söz bizim eve şu şekilde giriyor: “Ev interneti sınırsız ama sabrımız sınırlı.”
Yaz tatili böyle mi olmalı gerçekten? Tatil dediğimiz şey çocukların sıkıldığı, büyüklerin bunaldığı bir zaman dilimi olmak zorunda mı?
Ben küçükken ne yapardım diye düşünüyorum… Aklıma ilk gelen hatıralar şunlar: Pazarda su satıyorum, eczanede raflara ilaç diziyorum ve bir kitabevinde müşterilerle ilgileniyorum. Yani çocukluk hatıralarım arasında yaz döneminde çalıştığım zamanlar zihnimde yer etmiş.
Çeyrek asırdır düzenli çalışıyorum. Meslek hayatı boyunca bir sürü şey yaşadım. Ama dokuz yaşında boş bidonlarla pazardan dönüp evde para sayarken hissettiğim o tatmin duygusu, hâlâ içimde taptaze duruyor. 14 yaşında eczanede çalışırken tattığım o başarı hissi, hâlâ kariyer merdiveninde en üst basamak olarak duruyor.
Bugün anlıyorum ki çocukluğumun yaz tatillerinden geriye kalan en silinmez izler, aslında çalıştığım o........
