menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaz kursları

23 0
25.06.2026

"Oğlum hayrsız çıktı!", "kızım hayrsız çıktı"… diye şikâyetlenmeye herkesin hakkı olmadığı kanaatindeyiz. En seçme gıdalarla beslemek, en marka kıyafetler giydirmek, en namlı okullarda okutmak, yabancı lisan öğretmek, yurt içi veya yurt dışı gençlik kamplarına göndermek, spor salonlarına kaydetmek…ile bir ebeveyn, çocuğuna karşı mükellefiyetlerini yerine getirmiş olmaz!

Bunlar ve daha fazlası, şartları içinde gücü yeten herkes tarafından yapılabilir… ama hayat da eğitim de bunlarla benzerlerinden ibaret değildir.

1950’lere kadar köylü toplu idik. Ulaşım kolaylığının hayatımıza girmesiyle kademe kademe şehirli toplum olduk. Milletimizde dışarıya işçi olarak gitme misali, evvela kendi köyümüzden kendi şehrimize gelmekle yaşandı. Şehirlileşme, gecekondulardan, küçük esnaflıktan, tüccarlığa, büyük iş adamlığına, villalara… kadar türlü safhalardan geçerek nihâyet refah toplumuna vardı.

Düne kadar aza kanaat eden, azını paylaşan, ağzı şükürlü fukara toplumun yeni nesillerinin yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarındaydı.

Refah toplumu döneminde dünyaya ait olma duygusu genç hayatları kuşattı. Bu vaziyet, önce taklitçiliği, sonra hayranlığı ardından moda zehirlenmesini getirdi ve yol, yabancılaşmaya vardı. Bu topraklarda doğup, ezan duyan fakat Türkçe konuşan yabancılaşmış nesiller türedi. Şehirlerde görülen kapalı yerleri açık yerlerinden az olan nesillerin hikâyesi budur.

Aileler, bu nesillerin maddî beslenme ve yetişmeleri için borçlanmalara varıncaya kadar her türlü fedakârlığı yaptılar, yapıyorlar. Fakat o çocukların mânevî eğitimlerine her aile gerekli ihtimamı göstermedi. Hâlbuki biz, üstün bir ümmet ve seçkin bir milletiz. Asırlara dayalı geniş, zengin ve derin çocuk yetiştirme, terbiye etme, onlara tahsil aldırma, meslek sahibi yapma gibi insanın iki cihanını kurtaracak tecrübe mîrasına sahibiz. Bu mîrasa medeniyet diyoruz. Bizim medeniyet geleneğimizde eğitim; doğan bebeğin sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okuyarak başlar, helâl süt ve helâl lokma hassasiyetiyle devam eder, çocuk 4 yaş 4 ay 4 günlük olunca hoca eliyle Kur’ân-ı kerîm öğretilir, ardından "Ana Mektebi", Sıbyan........

© Türkiye