Mirasçı
ABD istihbaratı, İran’da rejimin sarsılamadığını rapor ettiği gibi önde gelen İsrail yöneticileri de bu müşahedeyi doğrulamaktadır:
ABD ve İsrail, 28 Şubat 2026’da İran’a saldırdılar. Taarruza mârûz kalan ülke, aynı anda lider dahil neredeyse bütün devlet yöneticilerini kaybetti. Bir-iki gün içinde iki bin civarında da sivil katledildi. En vicdan yaralayıcı olansa Trump tayyarelerinin Tahran’da bir kız ilk mektebini bombalamasıyla 168 yavrunun hayatına kıyılması oldu. Bir gün "dünyanın en utandırıcı cinâyetleri" ismiyle bir liste yapılırsa hiç şüphe yok ki bu cinâyet, en süt sıralarda yer alacaktır…
Gazze’nin, İran’ın, ardından da Lübnan’ın Siyon-Haçlı İttifakının mezâlimine uğraması, bu bölge topraklarında asırlar evvel yaşanan vahşi Moğol istilasının günümüzdeki tekrarı gibi. İnsaf, vicdan, merhâmet, adalet… gibi insânî hasletlerden mahrum Netanyahu, sadist ve vahşi Neron’un; sabah başka, akşam başka konuşan Trump’sa tarihin en namlı kan dökücülerinden merhametsiz Cengiz Han’ın mirasçısı gibi…
Ruh hâli konuşulan, ahlâkı sorgulanan bir Evanjelist olan, bir başka söyleyişle Hristiyan Siyonist tutucu bir şahsın, ABD’nin başında olması, bu ülke için yaşanacak en büyük talihsizliklerden biridir. Dünya için de şanssızlıktır.
Trump ordusunun, İran’a saldırmasının İsrail’in eseri olduğu, ABD’nin İsrail’in arkasına takıldığı, konuyla meşgul uzmanların ortak kanaatidir…
ABD 39 trilyon dolar borç içinde. 350 milyar dolar Çin’e borcu var. AB ile ticaretinde 250 milyar dolar ticarî açığı bulunuyor. Amerika’da kasım ayında ara seçimler yapılacak. Donald Trump, sırtındaki bu yüklerle seçime gitmesinin nelere mal olacağını görüyor olmalı. Bu sancıları yaşarken bir de adının karıştığı Epstein Adası iğrençliği patlak verdi. Borçlar ve üstüne gelen o yüz kızartıcı görüntüler varken Trump’ın ara seçimleri kazanması........
