Ne yaptığının farkında değildi, Doğan’ın hücresine doğru yürüdü
Geç vakitler olmasına rağmen uyuyamadı Maria. Kalktı, dolaştı. Yüzüp, sonuna getirdiği işi, heyecanından dolayı berbat etmek istemiyordu.
- Aman pederim! Düşündüğüne bak. Halkın gözü önünde yapılan bu muhteşem merasimin başka ne mânâsı var ki? Onlar anlayacaklarını çok iyi anlarlar. Sen meraklanma!
- Sonra şatodaki soylularla ve şövalyelerle bir parti yaparız. Hı, ne dersin?
- Emriniz olur derim, pederim.
- Bazılarına ünvan, rozet, şilt gibi mükâfatlar düşünüyorum. Onları da veririz. Her çalışanın kazanacağını, yükseleceğini halkım görsün.
- Her şeyin en güzelini düşünür ve de yaparsın biricik pederim.
Deyip yanağına bir öpücük kondurdu. Sonra da erken yatıp erken kalkmanın lüzumuna inandırdı babacığını. Yarının zor ve yorucu geçeceğini, uykusuz ve yorgun olarak toplumun karşısına çıkmanın mahzurlarını saydı, döktü.
Vazifesini noksansız tamamlayan muzaffer olmuş komutan edasıyla huzurdan ayrıldı...
İçtiği hep şaraptır, düşüncesi seraptır,
Bu gidiş iyi değil, akıbeti........
