menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğan Bey gelseydi ne dertleri kalırdı, ne de tasaları...

14 0
previous day

"Ne siz eski Çelebi’m, ne de biz eski Matlube sultanınız! Üzerimize öyle bir leke sürüldü ki neyle yıkasak bir türlü çıkaramıyoruz."

Tevbe, pişman olmaktır, söz vererek Allah’a,

Yapmamaya çalışmak, o günahı bir daha.

Kapı ağzında duran Matlube Hanım, buğulu gözlerle hayat arkadaşına baktı. Şefkat ve endişe karışımı bir hissiyat içindeydi. Çelebisinin çok sevdiği yemek, tatlı ve şerbetleri özene, bezene hazırlamış getirmişti. “Ne yapsaydı da ona yedirebilseydi? Doğan’ı bir gelseydi ne dertleri kalırdı, ne de tasaları. Belki bu durgunluk, üzüntü de biterdi” gibi nice düşüncelerle yemek dolu tepsiyi, Çelebi’nin yanı başına koyuverdi. Uyandırmaya kıyamıyordu bir türlü.

“Kaç gündür bir lokma geçmedi boğazından. Yalnız kalınca daha fena oluyor. En iyisi uyandırayım” deyip, kibarca kolundan çekiştirdi.

Kaz tüyü minderde yatan kedicik, yemek kokularını çoktan almış miyavlayıp duruyordu. Matlube Hanım, Tekir için hazırlamış olduğu tabağı önüne koydu, susturdu.

Bu arada Süleyman Çelebi de uyandı. Utandı, sıkıldı, mahcup oldu refikasına........

© Türkiye