"Nereden gelir nereye gidersin?"
Doğan Bey “Dur!” sesiyle irkildi. Sağına, soluna baktı. Karanlıkta kimsecikleri göremedi.
Bir müddetten beri dalmış olmalıydı ki, köpek seslerini ancak fark etti Doğan Bey. “Uyudum mu yoksa?” diye kendi kendine söylendi. Çünkü böyle at üzerinde uyuduğu çok olmuştu. “Menzilime gelmişim de, haberim yok…” Dedi. Sonra da Kamer tayına seslendi.
“Haydi bakalım küheylanım. Adımlarını sıklaştır. Bir an önce varalım. Hoş, sen de benim gibi düşünüyorsun ama bakma kusuruma! İşte…bilirsin bu yaramaz akıncıyı! Benimkisi gevezelik… Takma kafanı!”
Saatlerce tek başına yol alan Doğan Bey, bunları biraz da konuşma ihtiyacını gidermek için söylüyordu. İnsan, uzun bir zaman at sırtında, yalnız başına, hiçbir kelam etmeden yol alırsa, hele ölümün ucuna kadar gelmişken, geri dönerse konuşacak, dertleşecek birine o kadar ihtiyaç hissediyor ki… Böyle kendi........
