"İşte Büyücü Lolo’nun yeri!"
Duman, kesintisiz ince bir ip gibi göğe yükseliyor, sonra da dağılıp kayboluyordu.
Erkara, Gülşah’ı elde etmek için her yolu mubah sayıyordu. Onun nikâhlı olması, umurunda bile değildi. Ne felaketlere sebep olacağını düşünmüyor, ikazlara aldırış etmiyordu. Bu hislerle bir beyin mahremine kadar girebilmiş, Gülşah’ı köşeye sıkıştırabilmişti. “Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar” demiyorlar mıydı? Er, geç elinde, koynunda olacaktı. Bildiği tek şey; “İllâ da benim olacak! Benim olacak!” diline pelesenk ettiği bu iki kelimeyi, ulu orta her yerde sayıklayıp duruyordu.
Adamı Aşır’ı yanına alarak, Keşiş Dağı kayalıklarında tek başına yaşayan Büyücü Lolo’ya gitti. Gülşah’ı kendine ram edebilmek için Palabıyık tarafından "domuz büyüsü" siparişi verilmişti bir hafta önce.
Palabıyık, onun maharetlerini anlata anlata........
