menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yirminci yüzyıl ve değişen dünya düzeni

6 1
15.03.2025

Devrimler Rusya’da, Fransa’da ve Çin’de halk hareketleri olarak gerçekleştirilirken bizde askerî sistemle yapılmıştır. Osmanlı Devleti yerine kurulan yeni rejimde tam bir kültür ihtilâli yaşanmıştır.

Yeni devlet redd-i mîrasla yeni bir kültür geliştirmeye çalıştı. Batı medeniyeti kabûl edildi ama biz ne kadar Batılı olduk veyâ Batı ne kadar bizi kendilerinden saydı?

Bizde Tanzimat’la başlayan Batılılaşma, pek kolay yerleşmedi.

Dil ve edebiyat, milletlerin kültür aynalarıdır. Asırlar içinde etnik girişimler, dînî dalgalanmalar, coğrafî farklılıklar, istilâlar, esâretler ve alfabe değişmeleri, kültür altyapısını sarsan olaylar zinciridir. Hemen hemen her köklü milletin edebiyâtı destanlarla başlar. Destan târihi de doğrudan halk muhayyilesi ve anlatımının âbidevî sözlü eserleridir; bu yüzden yıllar boyu akılda kalmaları nazım tarzında söylenmiş olmalarındandır. Zaman içinde bâzı bölümler nesre (düz yazıya) çevrilmiş ve yazıya geçirilmiştir. Bu şekilde destanların doğuş yılları ile yazıya geçirilmiş hâlleri arasında farklılıklar oluşmuştur. Destanlarda birçok karakter ve olayların değişik milletlerde benzer yapıya sâhip olması da tabîîdir. Genişleme, yayılma, karışım, komşuluk ve ödünçleşme bu sonuçları doğurmuştur. Yazıya geçen kavimler değişik milletlerin destanlarını da yazmışlar, genel rekâbet ve düşmanlıklar sebebiyle bu metinlerde ekleme, çıkarma ve değişmeler yapılmıştır; Eski Fars’ta Afrasyâb, yâni Alp Er Tunga’da olduğu gibi… Milletlerin eski hayatları zâten hep destandır. Bitmeyen savaşlar, esâretler veyâ zaferler…

DESTAN DEVRİ BİTİYOR

Kavimlerin toprağa bağlanmalarıyla destan devri bitme noktasına gelmiştir. Bu durumda zenginleşen kavimlere musallat olan gezici topluluklar, yerli halka savunma ve direnme şeklinde edilgen destan türleri yaşatmıştır. 8. ve 9. asırlarla 19. asrı mukâyese etmek bile abestir. Hâlbuki onlar aynı ataların torunlarıdır. Bretonları, Angılları, Saksonları düşünelim. Bu topraklar Roma ve Vikingler tarafından işgâl edilmiş ve bölgelerde ayrı krallıklar kurulmuş, bu gelenek İngiltere’de hâlâ krallık geleneğini sürdürmektedir. Bretonlardan dolayı Britanya ve Angıllardan dolayı Angılland (England) adını alan bu ülke, varlığının objektivizmi ile Untited Kingdom (Birleşik Krallık) olarak geçer. Bu karmakarışık halk İngilizliklerinden tâviz vermezlerken, Hunlardan beri yapısı Osmanlıya kadar değişmeyen Türk toplumunu neden Osmanlıdan ayrı tutarlar? Bunu anlamak mümkün değildir. Eski Roma, Makedon, Yunan ve Pers imparatorluklarının el atmadığı coğrâfî bölge kalmamıştır. Bunların egemenliklerini kabûl eden ülkeler kendi kültür ve inanç sistemleriyle küllerinden doğmuştur. Ülkeleri târümâr edebilirsiniz, ama kültür, din ve dillerini değiştirmek o kadar kolay değildir. Çok köklü bir kültür yapısına sâhip olan Çarlık Rusya’sında bu sistem yıkılıp komünizm geldiğinde halkın bu yeni rejime gönül hoşluğu ile kucak açtığını söylemek mümkün değildir. Burada komünizmi önceleyen faktör, bir yerde topraktan makineye geçişle de ilgilidir. Bu hareket işçi-köylü-ırgat triumvirliğidir; burjuva ve aristokrasiye histerik ve realist-romantik başkaldırıdır. Unutmamalıdır ki Avrupa bu dönemde hâlâ monark demokrasiler ile yönetilmektedir. Rusya devriminde işçi köylü vulgar kaba güce yeni sistemin yöneticileri bile hâkim olamazlar.

MARKS VE ENGELS

Bu devrim döneminde Marks ve Engels gibi düşünürler işi edebî açıdan ele almazlar. Marks, kültür, sanât ve edebiyat yönünden teoriler üretmek yerine, içinde yaşadığı 19. asır Alman burjuva toplumunun kültür ve edebiyat ürünlerini eleştirmekle yetinirken Engels, toplumsal hareketliliği ekonomik gerekçelere dayandırır. 1917 Ekim İhtilâli ile Sovyetlerde târih sahnesine çıkan kültür san’at ve edebiyâtın proleter temeller üzerine yapılanmaya başlamasıyla ilk somut gösterge ihtilâlin mimârı Lenin’in düşünceleri ile yeni bir düzen ortaya çıkmıştır. Ona göre millî kültür burjuva aldatmacasıdır. Fakat buna alternatif bir sistem geliştirmesi grubun temsilcilerine kalmıştır. 1928’den îtibâren bu kitle, eski Rus kültürü yerine yeni oluşum temellerini atmaya başlar. Sistem özellikle gençlere inmezse tutulma şansı yoktur. Bu yüzden sistem şifreleri liselere kadar indirilir. Bu arada sistemin kalemşorlarından Dimitri Furmanov, Alexander Fadayev, Fyodor Raskolnikov, Alexander Bezyamenski ve Leopold Averbakh gibi genç şâir ve yazarlar yetişir. Bunlar 1890-1956 kuşağıdır. Komünist Gençlik Örgütü’nün........

© Türkiye