menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nevruz aslen Türk bayramı mıdır?

23 0
18.04.2026

PROF. DR. OSMAN KEMAL KAYRA - Peki, Türkler neden Nevruz’u kutlarlar? Veyâ Türkler bu bayramı kimlerden aldılar? Bu bayram büyük ihtimalle eski Pers kültüründe ortaya çıkmıştır; Zerdüştlük geleneğine bağlıdır. Varlığı MÖ 5.-6. asra kadar iner. Türkler Nevruz’u Soğd ve Perslerden aldılar.

“Nevruz aslen Türk bayramı mıdır?” sualini cevaplamak için çok ciddî bir ilmî çalışma yapmak gerekir. Bu konudaki duygusal yaklaşımlar bizi yanıltır. Türk dünyâsında yüzyıllardır kutlanan bu bayram, Türk’ün aslî bayramı değil midir? Şöyle düşünelim: En bilinen iki dînî bayram yâni Ramazan ve Kurban Bayramları Hazret-i Peygamber zamânında Sahâbe-i kirâm hazerâtı ile kutlanmaya başladı. Yâni ırkî olarak bakarsak ilk def’a Araplar tarafından kutlandı. Sonra da buna bütün Müslüman olan diğer ırklar da katıldı. Şimdi biz bu iki dînî bayrama Arap bayramı diyebilir miyiz? Veyâ önce Müslümân olan Îran ve sonra da Müslümân olarak bu bayramı kutlayan Türkler bu bayramın aslî sâhibi diyebilir miyiz? Hâlbuki Arapların ve Farsların İslâmiyet’ten evvel kutladıkları geleneksel millî bayramları vardı. Neselâ “Sûk-i Ukâz Panayırları” Araplar için hem bir panayır (fuar) hem de bir bayramdı. Muhtemelen MÖ. 5.-6. asırdan beri kutlanıyordu. Bu panayır her yıl Hac öncesi Zi’l-ka’de ayında Mekke ile Tâif arasında bir bölgede kutlanırdı. Panayırda ticârî antlaşmalar dışında hitâbet ve şiir yarışmaları da yapılırdı. Burada Arapların en ünlü şâirlerinin şiirleri okunurdu. Bunların en bilinenleri Tarafa b. El ‘abd, Lebid b. Rebî’a, İmru’ul Kays, Antere b. Şeddâd, Zühayr b. Sülmâ ve sâirdi. Bunların yarışmaları bir nevi edebiyat olimpiyatları gibi olup okunan eserler Arap dilinin zirve ürünleriydi. Hâricîlerin isyanlarıyla 7. asırdan sonra kaldırıldı. Bu panayır aslen bir bayram olmamakla birlikte bayram gibi kutlanırdı. Efendimiz İslâmiyet’ten sonra da bu panayırı yasaklamadı; çünkü burası ticâret için de çok önemli idi. Hattâ Hac sırasında da ticâret yapılabileceğine dâir Bakara sûresi 198. âyette açıklama da vardır. Yalnız burada puta tapmalar, kabîleler ile övünme gibi gayr-i İslâmî olan şeyler yasaklandı. Hattâ Efendimiz de bu panayırlara ticâret için değil, topluluklara İslâm’ı teblîğ için gitti; bu teblîğler Akabe Bi’ati’ne ve Hicret’e zemin hazırladı. Söz konusu panayırlar sâyesinde birçok kabîle İslâmla tanıştı.

ARAPLARDA ŞİİR VE EDEBİYAT

Araplarda şiir ve edebiyâta düşkünlük çok eskilere dayanır. Meşhûr bir kıssadır: Müşrik bir Arap bir evde Kur’ân-ı kerîm okunurken pencerenin altına gizlenip onu dinliyordu. Diğer bir arkadaşı hışımla ona “Müslüman mı oldun?” der. O da “Hayır ama burada o kadar güzel şeyler söyleniyor ki hangi Arap bu sözlere hayran kalmaz?” der. Şimdi buradan “Kur’ân neden Arapça?” diyenlere deriz ki: “Dünyâda hiçbir dil bu kadar armonik, bu kadar belîğ ve fasîh (akıcı, süslü, açık ve anlaşılır) değildir. Ünlü harflerin dört kademeye kadar yükselen ses tonları (medler) veya genelde mim ve nun harfleriyle yapılan çapraz yarım kâfiye veyâ tek ünlü son seslerle yapılan durak uzun kâfiyeler (medd-i ârız) onu hem bir şiir havasında hem de mükemmel bir nesir örneği olarak sınar. Bu yüzden ona nazm-ı celîl-i ilâhî denmiştir. Yâni o, çok zor yapılan bir mensûr şiir gibidir. Kısacası bu kadar mükemmel bir eser zâten kul yapısı olamaz. Hattâ dil ustası Arap ediplerini bile âciz bırakarak…

ARAPLARDA NEVRUZ VE MİHRİCAN KUTLAMALARI

Cenâb-ı Risâletpenâh Efendimiz Medîne’ye geldiğinde halkın eğlendiği iki güne şâhit olur. Bunlar eski bayramlar Nevruz ve Mihrican’dır. Bunun üzerine Efendi’miz şöyle buyurur: “Allâh size bu iki gün yerine daha hayırlı iki bayram vermiştir. Bunlar Ramazan ve Kurban Bayramları’dır.”

Bu rivâyet “Sünen-i Ebû Dâvud”da geçer. Râvîsi Enes b. Mâlik’tir. İmâm-ı Nevevî bunu sahîh bulur, İbn-i Hâcer-i Askalânî de güvenilir rivâyetler arasında görür. Muhammed Nâsuruddîn el Albânî buna sahîh hadîs........

© Türkiye