Fırsatı kaçıran fırsatçılar!
Ramazan-ı şerife sayılı günler kaldı. İnsanımızın daha dindar olduğu günlerdeki kadar olmasa bile her geçen gün yükselen bir heyecan toplumu sarıyor. Zira Müslümanlar bu günlerin büyük bir fırsat olduğunu biliyor.
Sevgili Peygamberimiz, “Ey Müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece ‘Kadir Gecesi’, bin aydan daha hayırlıdır. Allahü teâlâ bu ayda her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda geceleri terâvih namazı kılmak da sünnettir. Bu ayda Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda farz yapmak gibidir. Bu ayda bir farzı yapmak, başka ayda 70 farz yapmak gibidir. Bu ay sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer cennettir. Bu ay iyi geçinme ayıdır. Bu ayda müminlerin rızkı artar. Bir kimse bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları affolur. Hak teâlâ onu cehennem ateşinden azat eder. O oruçlunun sevabı kadar ona sevap verilir” buyurmuştur.
Evet bu ayda yapılan ibadetlere ve iyiliklere sair zamanlardakine nazaran kat kat fazla sevap yazılır. Ehl-i sünnet âlimleri Şanlı Peygamberimizin haber verdikleri bu hakikatlere tam bir uygunluk içinde yaşamışlar ve insanların da bu nimeti kaçırmaması için gayret sarf etmişlerdir.
Ramazan-ı şerifte çalışanlarının işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolup cennete kavuşurlar. Sevgili Peygamberimiz bu ayda esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu öyle bir aydır ki orada ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Tersi de variddir. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi günah işlemekle geçer.
İslâmı yaşama ve yayma hususunda Türk tarihinde en güzel örnek olan Osmanlılar iş disiplinine büyük ehemmiyet verdikleri hâlde Ramazan-ı şerif gelince çalışanların işlerini kolaylaştırırlardı. Sair zamanda mesai saatleri sabah namazıyla başlar ikindi ile birlikte sona ererdi. Ramazan-ı şerifte durum değişir, ilk gün bütün devlet daireleri tatil edilirdi. Sair günlerde işler öğleyin başlar ve ikindide biterdi. Ayrıca ay boyunca memurlar nöbetleşe olarak vazifelerine devam ederdi. İşte dört kişi var ise ikili ikili çalışırlar. İki kişi var ise birer kişi çalışırlardı.
Devlet, herkes huşû içinde ramazan ibadetini yapsın diyerek tedbirini alır ve bu noktada insanları rahatlatırdı. Osmanlıda ramazanda okullar da tatil olurdu.
Dolayısıyla yediden yetmişe hemen herkes Ramazan-ı şerifin maddi manevi nimetlerinden istifade hususunda tatlı bir atmosferin içerisine girerlerdi.
Aynıyla vaki!
Osmanlıda ramazan cemiyetteki dayanışmanın zirveye çıktığı bir zaman dilimiydi. Zenginler hayır ve hasenat konusunda her zamankinden daha cömert olurdu. Yabancısı oldukları mahallelere girerler, esnafı bulurlar ve "zimem" yani "veresiye defteri"ni isterlerdi. Onun başından, ortasından, sonundan bir kısım sayfaların borçlarını çıkarttırırlar ve o borcu kapatırlardı. Hatta defterdeki........
