menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Boru hattından güç hattına: Kerkük'ten Ceyhan'a yeni jeopolitik dönem

13 0
30.07.2026

Önceki gün Ankara-Bağdat hattında gerçekleşen ziyaretleri yalnızca bir enerji veya ticaret anlaşması olarak okumak büyük resmi kaçırmak olacaktır.

Ortada ne sıradan bir alım-satım sözleşmesi var ne de günü kurtarmaya yönelik bir mutabakat. Türkiye Petrollerine (TPAO) Kerkük üretim sahasında ortaklık verilmesi, Türkiye'nin enerji oyununda sadece bir müşteri veya kurye olmaktan çıkıp, bizzat kaynağın kalbinde ortak statüsüne yükselmesi demektir.

Enerji tarihinde bazı hatlar sadece petrol veya gaz taşımazlar, aynı zamanda devletlerin geleceğini, sınırların güvenliğini ve bölgesel ittifakları da o boruların içine hapsederler.

Liderler gelir geçer, iktidarlar değişir, krizler alevlenir ve söner ama toprağın metrelerce altına döşenen o hatlar, geçtiği coğrafyanın siyasi dengelerini âdeta sessiz bir anayasa gibi yeniden yazar.

Ankara ile Bağdat arasında 1973’te Soğuk Savaş’ın, petrol krizlerinin ve bambaşka bir Orta Doğu’nun şartlarında imzalanan, 1975’te yürürlüğe giren o eski hukuki metin, artık bugünün çok kutuplu, krizlere gebe ve güzergâh savaşlarının yaşandığı dünyasına dar geliyordu.

Türkiye ve Irak, o eski ve yorgun metni yamamak yerine, yepyeni bir dönemin ruhuna uygun bir enerji mimarisi tasarlamak için kolları sıvamış durumda.

Hedeflenen tablo sadece petrolün değil; doğalgazın, elektriğin, petrokimya ağlarının birbirine kenetlendiği, kaderleri birbirine bağlayan organik bir entegrasyon.

Çünkü yeni enerji çağının acımasız kuralı artık enerji kaynağına sahip olmanın tek başına hiçbir şey ifade etmediği gerçeği. Asıl mesele, o kaynağı güvenli, kesintisiz ve sürdürülebilir yollarla küresel pazarlara ulaştırabilmekte gizli.

Tam bu noktada Irak'ın kötü geçmişine bir parantez açmak şart. Dünyanın en zengin petrol rezervlerinin üzerinde oturup, bu zenginliği bir türlü halkının refahına, devletin kurumsal gücüne dönüştüremeyen bir ülkeden bahsediyoruz.

Sebebi sır değil… Siyasi istikrarsızlık, kırılgan altyapı, bitmek........

© Türkiye