menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Artık geri dönüş yok: Devletin bütün ağırlığıyla Terörsüz Türkiye

8 1
05.02.2026

Önceki gün MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ı ziyaret ettim.

Görüşmenin ana başlığı, Türkiye’nin son 40 yılına damga vuran ama artık son perdesi yazılan o büyük meseleydi: Terörsüz Türkiye... Ancak bu kez Sayın Yıldız ile konuştuklarımız, sadece bir temenninin, bir siyasi hedefin ya da bir iyi niyet beyanının çok ötesindeydi. Karşımda, devletin artık bir takvim koyduğu, bütün geri dönüş kapılarını beton dökerek kapattığı bir aşamanın mimarlarından biri vardı. Kamuoyuyla ilk kez paylaşacağım bazı değerlendirmeler ve o görüşmedeki fotoğraf detayı, tam bu noktada Türkiye’nin nasıl bir "Devlet Aklı" ile yönetildiğini de ortaya koyuyor.

Bugün “Terörsüz Türkiye” başlığı, sıradan bir seçim vaadi ya da geçici bir siyasi manevra değil. Bu başlık; Cumhurbaşkanlığı makamının sarsılmaz iradesiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahadaki ezici üstünlüğüyle, Millî İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) sessiz, derinden ve milimetrik çalışmasıyla ve dış politikada kurulan o hassas bölgesel dengeyle eş zamanlı yürüyen devasa bir "Devlet Mimarisine" dönüşmüş durumda.

Son yıllarda iyice belirginleşen, istihbarat ile diplomasiyi harmanlayan o soğukkanlı güç stratejisi, bugün meyvelerini veriyor. MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de yaptığı o tarihî çağrı, işte bu çok katmanlı mimarinin siyasi çerçevesini ilan eden kırılma noktasıydı. Sayın Bahçeli o gün sadece bir slogan atmadı; kırmızı çizgileri anayasal çelikle örülmüş bir model tarif etti. Bu model; etnik kimliklere değil, devlet hattına bakan; isimlerin ne dediğine değil, duruşların neye hizmet ettiğine odaklanan bir millî arınma modelidir. Üniter yapının tartışma konusu dahi yapılmadığı, ayrılıkçı her türlü hattın her şartta reddedildiği bir çerçeve… Bu, artık sadece MHP ve AK Partinin tezi değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin beka doktrini hâline gelmiştir.

Sahaya baktığımızda, Türkiye Cumhuriyeti devleti önce tehdidi tüm katmanlarıyla teşhis etti; terörün sadece bir elinde silah tutan militandan ibaret olmadığını, arkasındaki lojistik, finansal ve diplomatik aparatları cerrahi bir titizlikle ayırdı. Ardından Millî İstihbarat Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin eş zamanlı........

© Türkiye