menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ana muhalefette hesaplaşma: Cemil Tugay olayı neyi açığa çıkardı?

29 0
yesterday

Bazen bir çınarın dalı çatırdayıp kırılır. Rüzgâr sert estiği için mi, dal kuruduğu için mi, yoksa gövde içten içe çatladığı için mi? Mesele dalın düşmesi değil, neden kırıldığı.

Siyaset tam olarak böyle bir şey işte.

Bizler gündemin hızıyla son manşetleri, son istifaları, son polemikleri konuşurken; o olayı adım adım hazırlayan derin süreçleri çoğu zaman gözden kaçırıyoruz.

Cemil Tugay’ın CHP’den ayrılarak AK Parti’ye katılması ve ardından Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında alevlenen karşılıklı açıklamalar tam da bu pencereden bakmamızı gerektiriyor.

Mesele, şahsi bir siyasi tercihin ya da tek bir belediye başkanının kulvar değiştirmesinin çok ötesinde. Karşımızda duran tablo; bir partinin kurumsal hafızası, kadro yönetimi ve kendi içindeki krizleri çözme kapasitesiyle ilgili.

Gelin, sürece biraz yakından bakalım...

CHP’nin adayı olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturan Cemil Tugay, partisinden ayrılıp bir süre bağımsız kaldıktan sonra AK Parti’ye katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine güven verdiğini söyleyerek, “Ateşten gömlek giydim ama doğru yaptığıma inanıyorum” ifadesini kullandı.

Tugay’ın bu adımı atarken hangi kişisel gerekçelere dayandığı elbette tartışılır. Fakat İzmirli için asıl soru şudur: Bu değişim kente ne kazandıracak?

Yıllardır çözüm bekleyen ulaşım, altyapı, kentsel dönüşüm ve deprem hazırlığı gibi devasa sorunları var ortada.

İzmirlinin süslü siyasi söylemlere değil, somut icraata ihtiyacı var. Eğer merkezî yönetimle kurulacak uyum şehrin önünü açacaksa, bunun ölçüsü de sandıkta değil, sokakta görülecek hizmet olacaktır.

Siyasette parti değiştirmek hukuken mümkün olabilir; ancak seçmenin hangi kimliğe ve vaatlere oy........

© Türkiye