"Teröristan" hayalinden bölgesel sahiplenme doktrinine...
Suriye sahası, 2026 yılına tarihin en kritik virajlarından birine dönerek girdi. Ocak ayının ilk on gününde Halep’in kalbi sayılan Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde tanıklık ettiğimiz askerî hareketlilik, sadece yerel bir operasyon değil; on yılı aşkın süredir "demokrasi" ambalajıyla pazarlanan bir terör mimarisinin stratejik çöküşüdür. Suriye devlet güçlerinin kararlılığı, "kara gücüm" diyerek şımartılan vekil unsurların sahadaki miadını doldurduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir.
Yıllardır Batılı başkentlerde ve prestijli akademik dergilerde, SDG (PKK/YPG) ismiyle servis edilen yapının; güya "ekoloji dostu ve kadın özgürlükçü bir demokrasi modeli" olduğu iddia edildi. Ancak bu makyajlı anlatı, sahadaki kanlı gerçekle çarpışınca yerle bir oldu. Bu çöküşün en çarpıcı itirafı, bizzat bir Suriyeli Kürt akademisyenden geldi.
Uluslararası İnsan Hakları Kuruluşu "Without Restrictions" Başkanı Suriyeli Kürt Dr. Faten Ramadan, terör milislerinin gerçek yüzünü şu sözlerle deşifre etti: "SDG milisleri, kontrol altındaki bölgelerde Kürtleri ve yerel halkı canlı kalkan olarak kullanmış; hastaneleri ve kamu tesislerini askerî karargâhlara dönüştürerek ağır bir savaş suçu işlemiştir." Ramadan’ın bu tespiti, örgütün "halkın temsilcisi" olduğu yalanını kökten sarsmaktadır. Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de devlet otoritesinin tesisiyle halkın özgürlüğüne kavuştuğunu belirten Dr. Ramadan, aslında Cezire bölgesinde hâlâ esaret altında olan milyonların da sesi olmuştur.
Bu hattın derinliklerine inildiğinde, karşımıza Suriye-Irak sınırını kevgire çeviren kirli bir lojistik ağ çıkıyor. Bahoz Erdal (Fehman Hüseyin) liderliğindeki bu ağ, sadece askerî değil, devasa bir ekonomik sömürü........
