Suça sürüklenen çocuklar… (SSÇ!..)
Hukuk ve siyaset jargonundan günlük konuşma dilimize, her geçen gün yeni kavramlar geçiş yapıyor… Mesela ‘yeni nesil suç çeteleri’. Mesela ‘suça sürüklenen çocuklar’. Ve bunlardan doğan müşterek “yeni nesil sorun/lar”...
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki kanlı okul saldırıları toplum olarak kimyamızı bozdu!.. Elim hadiselerin ardından devletin mekanizmaları topyekûn biçimde yeni tedbirler üzerinde kesif bir mesai yapıyor. Millî Eğitim ve İçişleri Bakanlıkları, okullarda yedi katmanlı yeni bir model üzerinde çalışıyor. Bu konuda İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hayli teferruatlı açıklamalarda bulundu. Yusuf Tekin’in “Çiçeklerimizi soldurmayacağız…” beyanını, bir temenniden ziyade hayata geçirilmesi zaruri bir temel hedef olarak kabul ediyoruz. Buna göre gelişmelerin takipçisi olacağız. Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızı her türlü tehlikeden korumaktan daha mühim bir şey olabilir mi? Şu hâlde toplum olarak bu uğurda devletin yanında ve arkasında sıkı durup, yapılması gerekenleri yakından takip etmek ve yapılmayanları da sorgulamak esas vazifemizdir. Zira yüz yüze bulunduğumuz tehdit ve tehlikelerin büyüklüğü ortada. Bu derece büyümüş olduğunu zamanında fark edemediğimiz veya fark edilse bile derhâl gerekli tedbirleri almak noktasında yeterince enerjik ve kararlı davranamadığımız bu hususta, daha fazla gecikmeden köklü çözüm için seferber olmalıyız. Dünya hızla değişiyor, teknoloji daha da büyük bir hızla gelişiyor ve beraberinde dost ve düşmanların eline çok değişik imkân ve fırsatlar geçiyor. Bu fırsatların kötüye kullanılması durumunda, telafisi imkânsız tahribatlar oluşuyor… Mesela ülkemizin genç kuşağını fena hâlde esir almış bulunan dijital ortamlardaki zararlı oyunların (Şüphesiz her şeyi bu oyunlara yüklemek de doğru ve gerçekçi bir şey değil!) tasallutundan çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz? En azından bundan sonrası........
