Kalbimizde iman, devamlı ve sâbit olmalıdır...
İman nurunu söndürmeyen sebeplerden biri de, kalbi, sıfât-ı zemîmeden, yani kötü sıfatlardan temizlemektir.
Kendimize karşı vazifelerimizden biri de, kalbimizdeki imanımızı devamlı ve sâbit yapmaktır. Sevgili Peygamberimiz bile, (Allahümme yâ mukallibel-kulûb. Sebbit kalbî alâ dînike) diye dua ederek Rabbine yalvarırdı. Yani kalbinin dinde, imanda sâbit kalmasını talep ederdi.
Kalbimizdeki iman nurunun sönmemesini temin eden sebeplerin başında hiç şüphesiz ilim gelir. İlim sebebiyle kalp o kadar genişler ve açılır ki, onun her köşesi göklerden ve yerden daha geniş olur. Hepsini içine alır. Bir kimsenin ilmi ne kadar çoğalırsa, sinesindeki genişleme de o kadar artar. Bu ilim ise, Peygamberimizden “aleyhisselâm” miras kalan ilimdir. Peygamberlere ilimden başka şeyle vâris olunmaz... O zamandan bu yana çok vakit geçti. Felsefe karanlıkları zuhur etti. İslâm semasını kararttılar. Bir kısım insanları yoldan çıkardılar. Bunlara ilim değil, cehalet demek daha uygun olur.
İman nurunu arttıran şeylerden biri de, Allahü........
