Demografik dönüşüm ve Türkiye
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana geçen yüzyıllık süreçte ülkenin demografik yapısı köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Demografik dönüşüm modelinin ilk aşamalarında konumlanan genç ve hızlı büyüyen bir nüfus yapısından günümüzde düşük doğum oranları ve yaşlanan nüfus problemleri ile karşı karşıya olan bir topluma dönüşen Türkiye, bu farklılığı çok da uzun olmayan bir sürede tecrübe etmiştir.
“Demografik Dönüşüm Modeli”(Grafik 1), 1930’larda ortaya çıkan ve 1950’li yıllarda sistematik hâle getirilen bir modeldir. Modeli ifade eden şeklin alt kısmında görüldüğü gibi her döneme ait bir nüfus piramidi şekli vardır. Nüfus piramitleri, bir ülke nüfusunun yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımını gösteren grafiklerdir. Bizlere ülkelerin gelişmişlik düzeyleri hakkında yeterli ipuçları veren bu piramitlerde meydana gelecek değişimler ülkelerin demografik olarak geçirdikleri dönüşümlere ışık tutar. Bu sayede ülkelerin nüfus politikalarının şekillenmesine katkı sağlar. Bu kontekste model, toplumların yüksek doğum ve ölüm oranlarından düşük doğum ve ölüm oranlarına geçiş sürecini beş aşamada açıklar.
GELENEKSEL EVREDE YAVAŞ NÜFUS ARTIŞI
Birinci aşama yüksek doğum ve ölüm oranlarının eşitlendiği, toplam nüfusun durgun kaldığı dönemdir. Türkiye, bu aşamayı Cumhuriyet öncesi ve “Erken Cumhuriyet Dönemi”nde yaşamıştır. Bu geleneksel evrede Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda uzun süren Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nın etkisiyle nüfus yapısı derin yaralar almıştı. Salgın hastalıklar (sıtma, verem), yetersiz beslenme ve anne-bebek ölümlerinin yüksekliği vefat oranlarını yukarıda tutmaktaydı. Bu devirde Türkiye demografik dönüşümün henüz başında tarım toplumunun karakteristik özelliklerini taşıyan bir yapıdaydı. Nüfus piramidi yüksek bebek ölümleri ve düşük hayat beklentisi sebebiyle geniş tabanlı ancak hızla sivrilen bir üçgen görünümündeydi.
NÜFUS ARTIŞI TEŞVİK EDİLDİ
Cumhuriyet devrinde ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmış olup ülke nüfusu yaklaşık 13,6 milyon olarak tespit edilmiştir. Genç nüfusun süregelen savaşlarla hayatını kaybetmesi ve ülkenin yeni kurulmuş olmasından dolayı ekonomik gelişimini hızlandırmak gibi maksatlarla nüfusu artırıcı bir politika izleme ihtiyacı hasıl olmuştu. 1930’lu yıllardan 1960’lı yıllara kadarki zaman dilimi nüfusun patlama yaptığı dönem olarak kabul edilebilir. 1945 yılındaki nüfus sayımında binde 10’lara kadar gerileyen nüfus artış hızı; 1960 yılında yapılan nüfus sayımında ise binde 28,5 artış ile Cumhuriyet tarihinin (belki de bir daha yaşanmayacak) en yüksek nüfus artış oranına ulaştı. Bu dönemdeki artışlarda Balkanlardan ve diğer bölgelerden gelen göçlerin etkisiyle birlikte Hatay'ın ana vatana katılması da etkili olmuştur. Ancak nüfusun hızlı artışında bu faktörlerin etkili olmasının yanı sıra asıl faktör devlet tarafından ortaya konulmuş politikalardır. Devlet çok çocuklu ailelere ekonomik destek sağlama, altın madalya ile ödüllendirme, yol vergisinden muaf tutma gibi politikalar geliştirmişti. Yaşanan bu gelişmelerle Türkiye demografik dönüşüm modelinin 2. aşamasına geçiş yapmıştır.
NÜFUS PLANLAMASI ETKİLİ OLDU
Türkiye, 1980’li yıllardan 2000’li yıllara kadar doğum oranlarının düşmesine rağmen hâlâ ölüm oranlarının üzerinde olduğu geçiş sürecini yaşamıştır. Bu safhada ölüm oranlarındaki düşüş yavaşlamaya devam ederken asıl büyük değişim doğum oranlarında yaşanmıştır.
Bu dönüşümde 1960 ve 1965’te yaşanan en yüksek nüfus artış oranına ulaşılması da etkili olmuştur. Bu amaçla 1965 yılında nüfus........
