menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Siper savaşı’ndan ‘siber savaş’a

20 0
24.06.2026

Yukarıdaki başlığı, 2022 senesinin aralık ayında yayımlanmış MİT Efsanesi adlı kitabımın bir bölümünün hülasası olarak telakki edebilirsiniz. İstihbarat savaşlarının ve konvansiyonel savaşların Yirminci Yüzyıl boyunca geçirdiği tekamülün, Yirmi Birinci Yüzyıl’ın ikinci çeyreğine girdiğimiz şu evrede bize dayattığı bir zamansal hakikattir bu. Tezimi açayım:

Birinci Dünya Savaşı askerler arasındaydı, dolayısıyla cephede, siperde tezahür etti. İkinci Dünya Savaşı ha keza... Soğuk Savaş ya da Birinci Dünya Casuslar Savaşı, ABD’nin CIA’i ve Rusların KGB’si başta olmak üzere gizli servisler arasındaydı. Daha kansız, daha maliyetsiz, daha ‘efektif’ti. Ancak 1991’de, 46 yıllık bu savaş paradigması da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) yıkılışı ile son buldu.

Başlayacak mı başlamayacak mı tartışmasını pandemiden bu tarafa yaptığımız Üçüncü Dünya Savaşı, postmodern formda bana kalırsa zaten 11 Eylül olaylarından sonra Afganistan’ın işgali (2001) ve İkinci Körfez Savaşı (2003) ile başlamıştı.

Nitekim Yirmi Birinci Yüzyıl; nasıl başladıysa öyle gidiyor, çeyrek asırdır özellikle Orta Doğu başta olmak üzere dünyanın muhtelif bölgelerinde bölgesel savaşlar yaşanıyor. Ve bu, özellikle 2010 Arap Baharı’ndan sonra arttı.

Aynı dönemden beri -ve Türkiye için özellikle 2011 Suriye İç Savaşı’nın başlangıcından bu yana- bölgesel istihbarat savaşları da yaşanıyor. Savunma sanayiindeki gelişmeleri göz önüne alırsak siber savaşlar da başlamıştır. Hatta savaşlar, günümüzde ‘siper savaşı’ndan ‘siber savaş’a dönüşmüştür. ABD/İsrail-İran Savaşı’nın konvansiyonel açıdan da siber açıdan da bir teknoloji savaşı olarak tecrübe edildiğini unutmayalım.

Zamanımızın savaşlarının melez........

© Türkiye