Deli gömleği ütü istemez: Bana göre ideolojiniz var mı?
Sosyal medyada paylaştığım, çok da mühim olmayan cümleler bazen alıp başını gidiyor.
Mesela geçen Kadıköy Rıhtım Camii projesi hakkında yapay zekâ ile üretilen resimleri gördüm.
Bir resimde cami yıkılmış, birinde bütün Kadıköy camilerle dolmuş, birinde de rıhtım ağaçlarla donatılmış.
“Cami muhabbeti ortaya çıkana kadar şunu düşünemediler” yazdım, on binlerce kullanıcıya ulaştı.
Yine bir keresinde magazinel bir hadiseye dair sabah işe giderken basit bir yorum yaptım, kapattım. Öğlen baktığımda 1 milyon görüntülenmeye ulaşmıştı.
Öğlen fark ettim, çünkü sosyal medya uygulamalarım bildirimlere kapalı.
Her iki paylaşım da benim siyasi, fikrî, sosyal olarak görüşlerimi tam yansıtmıyordu aslında. Kısa, basit cümlelerdi çünkü.
Sosyal medyada dönen tartışmalara farklı bir yerden de bakılabileceği mesajını vermek istemiştim.
O farklı yer, o mevzuda kimilerinin desteğini, karşı olanların negatif yorumlarını, hakaretlerini celbetmişti. İki halde de etkileşim almış yürümüştü.
Aslında ideolojik bir yankı odasına düşmüştüm.
'Deli gömlekleri' ile tanışma
Bundan 6 yıl önce “İzm’ler ne kadar bizim” başlıklı yazımdan bir hatıra:
İdeolojilerle ciddi manada ilk tanışmam lisede oldu. Tarih başta olmak üzere edebiyat, felsefe ve sosyoloji derslerinde ideolojiler hakkında bir şeyler anlatılıyordu. Bizler de kendi meşreplerimize göre, ergenliğin getirdiği heyecanla bu ideolojileri tartışıyorduk.
Bilgiler hep sathiydi. Sonu -izm’le biten pek çok kelimeyi de duyuyor ve kullanıyorduk. Bunların bir kısmı bize uzak, bir kısmı da çok yakın geliyordu. Ancak mahiyetleri hakkında aslında hiç bilgi sahibi değildik. Bütün arkadaşlarım da böyleydi. Hocalar da çok detaya........
