menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayat aldığımız nefes kadardır: Anıların tadı, bayramın bereketinde saklı

33 0
21.03.2026

Eskiden bayram, sadece tatil değil, aile ve dostlarla bir araya gelmenin, paylaşılan neşenin ve özenle hazırlanan sofraların adıydı. Günümüz hızlı yaşamında bu özel günlerin anlamı değişse de anılar hâlâ bayramın gerçek tadını hatırlatıyor.

Eskisi gibi bayram telaşı kaldı mı bilinmez ama yerini tatil telaşı almış gibi. Oysa ‘bayram telaşı’ sözü, eskiden bayram öncesi hazırlıklarla çok yorulan evin büyükleri için söylenirmiş.

Ne oldu, bayramlar mı bitti yoksa biz mi değiştik? İş yoğunluğu bu özel günleri ya fırsata çeviriyor ya da biz bunu kendimize bahane ediyoruz. Günlük hayatın temposu içinde bu yaklaşım anlaşılabilir belki ama ben yine de eski bayramların o keyifli telaşını özleyenlerdenim. Belki de yaşımız bunu gerektiriyor.

‘Nerede o eski bayramlar’ edebiyatı yapmak istemiyorum ama toplumun mayası olan dinî ve millî bayramların sıradanlaştırılmasına, sadece bir tatil olarak görülmesine de katılamıyorum. Her ramazan ayında ve bayramda çocukluk anılarım yeniden canlanır. Eskiyle yeni arasındaki değişim, ne yazık ki bayramların anlamında ve kutlanışında da kendini gösterir oldu. Eskiden insanlar arasındaki ilişkiler son derece sıcak ve yoğundu.

Kelime yapısı itibarıyla bayram, iyiliğin, mutluluğun, duygusal yoğunlaşmaların ve sevincin ortak olarak hissedildiği günlerin adıdır. ‘Değişmeyen tek şey değişimdir’ sözünden hareketle, değişim elbette sosyal hayatın kaçınılmaz gerçeği. Ancak bu sözün arkasına sığınmak ne kadar doğru, bunu bilemedim.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü ve diğer birçok kaynakta ‘bayram’ sözcüğünün ortak anlamı sevinç, neşe, eğlence olarak verilmiştir. Kâşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserinde de bayram aynı anlamda tanımlanmıştır.

KAHVALTIDA TÜM AİLE BİR ARADA

Kâşgarlı Mahmud, sözcüğün aslının “Bedhrem” olduğunu ve Oğuzların bunu “Beyrem” şekline çevirdiğini belirtir. Hadi biraz geçmişe gidelim: “Bayram temizliği”, bayram öncesi temizlenmek anlamına gelen “Bayram suyuna girmek”, “Arife suyuyla yıkanmak”, “Bayram alışverişi” gibi gelenekler eskilerde kaldı; artık böyle bir beklenti yok.

Çok eskilere gitmeyelim, biraz keyiflendireyim sizleri. Ben kendi evimizdeki bayram yemeklerini anlatayım… Belki benim aradığım yemeklerden çok, ailece bir arada olma duygusu… Tokatlı bir aileyiz ve İstanbul’a taşınma kararı verdiğimizde hâlâ bayramın birçok güzelliklerini yaşıyorduk.Ramazan Bayramı, bir ya da iki gün öncesinde rahmetli Arslan babamın alışveriş heyecanı içinde başlardı. Şeker, çikolata gibi şeyler onun için çok da önemli değildi; ama kolonya ve yemekler için yapacağı alışverişteki hassasiyeti hâlâ aklımda. Bana göre rahmetli babam tam bir alışveriş ustasıydı.

Etini kasabın içine girmeden, kancalara asılı gövdelerden seçebilirdi. Pilavlık pirinç mutlaka baldo olmalıydı. Kahvaltıdaki yağ tuzsuz, ama kuzunun kızaracağı ve pilavın üzerine yakılacak yağ ise tuzlu sarı yağ........

© Türkiye