menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hiç Kızılderili yoktu ve hâlâ da yok

7 0
01.08.2026

ABD’nin 250 Yılı. “Hiç Kızılderili yoktu ve hâlâ da yok.”

“Hiç Kızılderili yoktu ve hâlâ da yok.”

ABD 250 yıl önce kuruldu. Kuzey Amerika’nın yerli halkları için 4 Temmuz bir bayram değildir. Kanlı bir baskıya maruz kaldılar ve “Kızılderili” (Indian) ortak terimi, ancak bu süreçte kendine has bir gerçeklik kazandı.

Her şey büyük bir tarihsel yanlış anlaşılmayla başladı: Kristof Kolomb, ölümüne dek Asya kıtasını yani Hindistan’ı “keşfettiğine” inanıyor ve Amerika’nın yerli halkları için “Indios” terimini kullanıyordu. Ne var ki, “Kızılderililerin” (Indians) var olmamasının tek nedeni bu değil: Etnoloji Profesörü Christian Feest, “Karl May’in Winnetou’su elbette bir Kızılderilidir,” diyor; “ancak gerçek dünyada olup bitenler başka, insanların zihninde cereyan edenler ise bambaşka şeylerdir.”

Muazzam Bir Halk Çeşitliliği

Yaygın bilimsel görüşe göre insanlar, yaklaşık 30.000 yıl önce Sibirya ile Alaska arasında o dönemde var olan kara köprüsünü kullanarak Amerika kıtasına göç etmişlerdir. Orta ve Güney Amerika’da İnka, Maya ve Aztek gibi ileri medeniyetler ortaya çıkarken; kuzeyde, her biri kendine özgü dillere ve yaşam biçimlerine sahip, birbirinden farklı halklardan oluşan muazzam bir çeşitlilik gelişmiştir.(Türk tarihinde de bilinen ve gözlemlenmiş bir durum.)

Günümüzde 400’den fazla etnik grup bilinmekte ve ABD’de 500’ün üzerinde kabile yönetimi tanınmaktadır. Ne var ki ve bu, “Kızılderili” (Indian) terimine yöneltilen eleştirilerden biridir kapsayıcı ve genelleyici bir terim olarak bu çeşitliliğe yer bırakmamakta, aslında hiç var olmamış bir tekdüzelik izlenimi vermekte; ayrıca klişeleri hem beslemekte hem de pekiştirmektedir.

Totem, İşkence Kazığı ve Manitou

Kuzey Amerika’nın yerli halklarının siyasi sistemleri ve güç yapıları, tıpkı yaşam biçimleri gibi çeşitlilik gösteriyordu; bu yapılar, monarşik ve demokratik modellerden merkezi otoriteden yoksun toplumlara kadar uzanıyordu. Avrupa’da “Kızılderililer” başlangıçta vahşi barbarlar, daha sonraları ise başlıklar, kabile şefleri, yerli kadınlar ve “Kızılderililerin Tanrısı” olarak Manitou gibi kendilerine atfedilen tüm o klişelerle birlikte “Soylu Vahşiler” olarak görülmüştür. 

Kızılderili kültürü mü? Kızılderili dini mi? “Genel anlamda böyle bir şey yoktur. Söz konusu olan her zaman belirli bir zaman, belirli insanlar ve belirli durumlardır.” Örneğin, her kabilenin bir şefi olduğu söylenemez; yine de göçmenler, muhatap alabilecekleri belirli bir kişiyle iletişim kurmayı tercih etmişlerdir.

Konunun özüne inerek, “‘Kızılderili’ terimi, dünyada kendimizi nasıl konumlandırdığımızla ilgilidir,”........

© Turkish Forum