GAFLET DALALET HIYANET
Baykal zamanında Genel Başkan Yardımcısı olan Onur Öymen, 2008 yılında CIA’ya bağlı bir düşünce kuruluşu olan İsveç merkezli Silk Road Enstitüsü tarafından hazırlanmış bir raporun, bir şekilde kendisine ulaştığını bildiriyor.
Raporda “Deniz Baykal CHP Genel Başkanlığından düşürülmezse AKP’nin PKK açılımı yapamayacağı” gerekçesiyle, “Baykal’ın düşürülere yerine Kemal Kılıçdaroğlu getirilmesi” öneriliyor.
Öymen bu raporu, o zaman, “bizzat Baykal ve Kılıçdaroğlu’na okuduğunu” bildiriyor.
Bu durumda CHP’nin ABD tarafından dizayn edilmeye çalışıldığını öğrenen Deniz Baykal ne yapmalıydı?
Atatürk’ün koltuğunda oturduğuna göre Atatürk gibi düşünmeli ve davranmalıydı:
“Egemenlik kayıtsız koşulsuz Türk milletinindir. Türkiye hakkında kararı Türk milleti, CHP hakkında kararı da CHP üyeleri verir” diyerek raporu hazırlayan ve uygulamak isteyeceklere, diplomatik yöntemlerle tepkisini iletmeli; olayı kamuoyuna doğrudan açıklamasa bile, en azından basına kapalı bir oturumda Parti Meclisi ve milletvekillerini bilgilendirerek dolaylı yoldan medyaya sızmasını sağlamalıydı! Bu arada emperyalistlerle gizli ilişkiler kurarak partinin başına geçmeye çalıştığı anlaşılan Kılıçdaroğlu’nu da kesin ihraç istemiyle Disiplin Kurulu’na vermeliydi…
Böyle bir şey yapmadığına, hatta Kılıçdaroğlu Genel Başkan olduktan sonra ona biat edip milletvekili olduğuna göre demek ki o da bir emperyalist işbirlikçisidir ve CHP’nin bu durumlara düşmesinde Kılıçdaroğlu kadar sorumludur…
Onur Öymen de rapor hakkında Deniz Baykal’ın sessiz kalmasına isyan etmeli ve konu hakkında yıllar sonra değil, o zaman kamuoyunu bilgilendirerek Genel Başkan Yardımcılığından istifa etmeliydi. Bu bakımdan o da sorumludur.
“Tek Adam” rejimine geçilen, 16 Nisan 2017’deki “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” referandumu sırasında, oy verme işlemi sürerken Yüksek Seçim Kurulu (YSK) mühürsüz zarf ve oy pusulalarını geçerli sayma kararı aldı.
Anayasa ve yasalara aykırı bu karar sonucunda % 49 hayır oyuna karşılık % 51 evet oyu ile yeni sistemin kabul edildiği açıklandı ve CHP, sonucu sessizce kabul etti.
Daha sonra yaptığı açıklamadan öğreniyoruz ki o zaman CHP milletvekili olan Av. Atilla Kart, ‘YSK’nın Anayasa ve yasalara aykırı kararının ve dolayısıyla Referandum sonuçlarının iptali için dava açmak amacıyla’ Kılıçdaroğlu’ndan izin istemiş.
Sayın Kart, “isteminin kabul edildiğini ve parti adına dava açması için kendisine vekâlet verildiğini” bildiriyor.
Bunun üzerine gereğini yaparak iç hukuk yollarını bitirdikten sonra, “ret kararı verilen davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürmek amacıyla Kılıçdaroğlu’ndan izin istediğini, bunun için kendisine sadece bir uçak bileti........
