menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gıda ve Su Savaşlarına İlgisizlik

32 0
09.07.2026

Geleceğin savaşlarının temelinde gıda ve su olacağı doğrudur fakat eksiktir. Çünkü klasik dönemde de çatışmaların başta gelen sebepleri otlaklar, topraklar,  verimli araziler olmuştur. Sömürgecilik asırlarında altın biriktirmek esas olduğu halde bunun araçları hububat, şeker, kahve ve diğer tarım ürünleriydi. Enerji savaşlarının da temelinde üretim ve nakliyesi bulunmaktadır. Günümüzde sessizce büyük savaşa hazırlanan Çin, ülkesini hububat deposu haline getirdi, depoları dolup taştı. Hatta düne kadar kendi kendine yeterli Türkiye’nin zincir marketlerinde Çin’den, Hindistan’dan, Tayvan’dan, Uruguay’dan pirinç, Meksika’dan nohut, Kanada’dan mercimek satılması normal hale geldi. Bir kaç vilayetimiz kadar yüzölçümüne, İstanbul’un yarısından az nüfusa sahip, denize kıyısı bulunmayan Paraguay’dan sığır ithal etmemizle milli gurur haline getirdiğimiz futbolda bu fakir Güney Amerika ülkesine yenilmemiz arasındaki ilişkiyi de görmek gerek.

Bu gerçekler ışığında gıda güvenliğinin, bağımsızlık yanında milli güvenliğin de ayrılmaz parçası olduğu unutulmamalıdır. Esasen gelişmiş ülkeler veya yükselen güçlerin ortak özelliklerinden biri de tarıma önem vermeleri olup hemen hepsi net tarımsal ürün ihracatçılarıdır.

Bu yıl yağışların bol olduğu dönem yaşanmaktadır. Belli aralıklarla kuraklık ve bereket dönemleri birbirini takip eder. Dolayısıyla kuraklığa karşı hazırlıkların bereketli yıllarda yapılması gerekmektedir. Kur’an-ı Mübin’de bu hususu anlatan, binlerce yıl önceki Yusuf Aleyhisselam kıssası bulunmaktadır. Daha önce kuruyan bazı göllerin ve pınarların canlandığı bir dönemden geçtiğimiz halde ilgili kuruluşların, kuruyan gölleri ihya konusunda gerekli tedbirleri almadığı görülmektedir. Barajların su seviyesini günü gününe yayınlaması, devletin görevini yerine getirdiği anlamına gelmemektedir. Öncelikle şu tespitleri hatırlatalım:

Sadece Konya havzasında değil Trakya’dan Kars’a kadar ülke çapında derine çekilen, tuzlanan, zehirlenen yeraltı suyu, aslında yeryüzünün birincil tatlı su kaynağıdır. Göllerin, pınarların, akarsuların önemli menba’ıdır. Yeraltı suları, sadece bir depo değil, yeryüzü sularının bir anlamda sigortasıdır.

Yeraltı suları, ekosistemi ayakta tutar, obruklaşmayı ve çökmeyi önler, yerüstü sularını beslerken aşırı yağışlarda taşkınları içine çeker.

Her yıl sayıları artan ve derinleştirilen kuyularla su çekimi,........

© Turkish Forum