menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Terörsüz Türkiye'ye karşı çıkan İyi Parti'nin kandil serüveni

41 0
01.07.2026

İYİ Parti’nin tabanında elbette kandırılan, aldatılan ve duygu ile düşünceleri istismar edilen geniş bir kitle bulunmaktadır. Ancak partinin kemikleşmiş yönetici kadroları, siyasi ve kişisel menfaatleri doğrultusunda sürekli yeni konum arayışına girmektedir. 

Bu kadrolar için kullanılan “siyasi ezikler” tanımının, mevcut tabloyu büyük ölçüde yansıttığı söylenebilir.

MHP’yi FETÖ motivasyonlu bir şekilde ele geçirme girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından CHP’nin siyasi rehberliğinde kurulan İYİ Parti, kuruluşundan itibaren sergilediği çelişkiler, ikiyüzlü tutumlar ve “haklı görünme” adına başvurduğu çirkef söylemlerle dikkat çekmiştir. Kurulduğu günden bu yana CHP’nin gölgesinde hareket eden partinin bugün elinde kalan tek siyasi sermaye ise “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik saldırılar ve iftira yüklü suçlamalardır.

CHP, “Yerel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP ile ittifak yapıyoruz” dediğinde İYİ Parti o ittifakın içinde koştura koştura yer aldı. CHP sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıktığında da aynı İYİ Parti o yancılığı terk etmedi.

CHP’nin HDP ile anayasa taslağı hazırladığı dönemde de komisyon içinde yer alarak sadık duruşunu değiştirmedi.

Bu noktada “Madem öyle, şimdi Özgür Özel CHP Genel Başkanı’yken Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na üye verdi, İYİ Parti neden yok?” diye sorabilirsiniz. 

Çünkü CHP’nin bu komisyona üye vermesinin asıl amacı, DEM Parti’yi kontrol altında tutmak, takip etmek ve gelişmeleri içeriden net görmektir. 

Nitekim Özgür Özel’in “Hiç kimseden çekinmeden ki, niye çekinelim? Biz (CHP-DEM) birbirimize göbeğimizden bağlıyız. Biz birbirimize acılarımızla bağlıyız” ve “DEM’le hiçbir sıkıntımız yok. Bizim DEM’le ilişkileri bozma lüksümüz yok. DEM’le CHP ayrı ayrı düşemez” sözleri, bu ilişkinin arka planını açıkça ortaya koymaktadır.

Özgür Özel’in, DEM Parti’nin Öcalan’ın üzerlerindeki otoriter etkisiyle “Teröre cephe al, Türkiye partisi ol” çağrısına yönelik olumlu adımlar atma atmosferi CHP’yi tedirgin etmektedir. 

Bu nedenle sürekli “Türkiye’de Kürt sorunu var” tahriklerini gündemde tutarak emperyalizme oksijen vermeye çalışmaktadır. 

Özgür Özel ve kadrosunun ağzından bir kez olsun terör meselesini kabullenme, buna yönelik çözüm veya mücadele önerisi duyulmamıştır.

Özellikle Özgür Özel’in yakın çalışma arkadaşlarını ve Mansur Yavaş gibi CHP’li belediye başkanlarını İYİ Parti’nin “Terörsüz Türkiye” karşıtlığı üzerine düzenlediği mitingine yönlendirmesi, ayrıca Özgür Özel’e yakın yazar, yorumcu, trol ve yönetici kadrosunun bu mitingi yoğun biçimde öne çıkarıp köpürtme ve abartma çabası, CHP’nin “Terörsüz Türkiye” konusunda samimiyetinin olmadığını göstermiştir.

Ortaya konan bu mantığa göre asıl hedef, PKK’nın silahlı eylemleri sürse dahi onun siyasi uzantılarıyla ittifak zeminini koruyabilmektir. 

Müsavat Dervişoğlu’nun “Ben Özgür Özel ile bu denli yakın olmaktan iftihar ediyorum. Aramızdaki kardeşlik hukuku sıradan bir hukuk değildir” sözleri de bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Peki, 2019 yerel seçimlerinde ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde PKK’nın siyasi uzantısı........

© Türkgün