menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasi kokainmanlık ve dilencilik: Ümit Özdağ

48 0
previous day

“Dilencinin keyfi işlek caddede gelir.” derler…

Bugün yine aynı işlek caddenin bir dilencisini tarif edeceğiz. Çok tarif ettik ama akıllanmıyor. ABD-İsrail ekseninde kirli algılar yaymak için yeminli misyoner gibi davranıyor. “Gibi’si” çok. Aynı öyle…

2019 yerel seçimlerinde İYİ Parti yöneticisi ve İstanbul milletvekiliydi. O tarihlerde HDP ile yaptıkları ittifak kapsamında, Canan Kaftancıoğlu ile İstanbul’da omuz omuza Ekrem İmamoğlu için çalışıyordu. Biliyorsunuz, o seçimlerde Kandil’den KCK Eşbaşkanı Bese Hozat düzeyinde, “23 Haziran’da İstanbul’da Kürtler faşist bloğa karşı kim çıkacaksa, bu İmamoğlu’ysa İmamoğlu’na destek verecektir.” şeklinde art arda açıklamalar yapılarak CHP-HDP-İYİ Parti birlikteliğinin desteklenmesi istenirken, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli de, “Kürdistan’da biz kazanacağız, batıda da AK Parti ve MHP’ye kaybettireceğiz.” diyordu.

HDP ve İYİ Parti, aday çıkarmayarak birçok büyükşehirde ve ilde CHP’nin belediye başkan adaylarını desteklemişti. Seçimi kazanan CHP’li belediye başkanları ise HDP’ye teşekkür kuyruğuna giriyordu. Ağızlarını şapırta şapırta “Bu zafer aynı zamanda HDP’nin zaferidir.” diyorlardı.

Bu zafer karşısında mutluluktan dört köşe olanlardan biri de bahsettiğim “siyasi dilenci” Ümit Özdağ’dı.

Belki de bütün bu yaptıklarına bakarak, “siyasi kokainman” desek daha doğru bir tarif yapmış oluruz.

2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de sözde çok karşı olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kapısına, “Bakanlık verirseniz sizi ikinci turda desteklerim.” anlayışıyla gitti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinden gelen bu ucuz bakanlık pazarlığına yüz vermeyince, bu kez HDP ile ittifak hâlindeki Kemal Kılıçdaroğlu’nun kapısını çaldı.

Biliyorsunuz, 2019 yerel seçimlerinden sonra Cumhurbaşkanlığı seçimleri için de CHP, HDP ile yeni bir ittifaka yelken açmıştı. Dönemin HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları görüşmenin ardından, “Sayın Başkan'ı bugün burada ağırlamamızın nedeni Kürt sorununun demokratik çözümünün TBMM çatısı altında olmasından yana olduğumuzu göstermekti. Sayın Başkan'ın buna vesile olmasını tercih ettik. Başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye'nin bütün sorunlarının çözümünde toplumun bizden beklentilerini ve gelecek seçimler sonrası yapılacakları da istişare ettik.” açıklamasını yapmıştı.

Hemen ardından “Bir oy Yeşil Sol’a, bir oy Kemal Kılıçdaroğlu’na.” sloganıyla ittifak çalışmalarına başladılar. Seçimler ikinci tura kalınca da HDP bu ittifaka devam etti. Bu kez yanlarında bakanlık pazarlığı yaparak gelen Ümit Özdağ vardı. Bir tarafta HDP, diğer tarafta Ümit Özdağ… İkisi de Kemal Kılıçdaroğlu için yan yana duruyordu.

Her siyasi menfaat atmosferinde, PKK’nın siyasi uzantısı olarak nitelenen HDP ile aynı ittifak zemininin içinde bulunmaktan hiçbir rahatsızlık duymayan Ümit Özdağ, bugün “Terörsüz Türkiye” projesine her türlü çirkef ifadeyle saldırıyor.

Peki, 2019 yerel seçimlerinde İYİ Parti içindeyken veya 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Zafer Partisi Genel Başkanı olarak, “HDP teröre cephe almadan, Kandil’in de destek verdiği bu ittifakın içinde olmayın, ben olmam.” dedi mi?

Çünkü o günlerde mesele terör değil, yine siyasi menfaatti. Kandil’in desteklediği ittifakın kapısında beklemek sorun değildi; bugün “Terörsüz Türkiye” hedefinin karşısında durmak ise siyasi bir pozisyon ve ABD-İsrail eksenli karşı çıkış misyonu hâline getirildi.

Ümit Özdağ ile ilgili o dönemlerde başka bir konuya da değineceğiz: Türk Ordusu’nun terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkan, Türk askerini acizlik içinde göstermeye çalışan ve sürdürülen operasyonlara yönelik kara propaganda yaptığı açıklamalarını da tek tek hatırlatacağız.

Şimdi ise temel amacı terörü kökten bitirmek olan “Terörsüz Türkiye” projesine karşı, çirkefliği adeta bir siyaset tarzı hâline getirerek saldırıyor.

Türkiye’nin yarım asırdır devam eden terör meselesini kökten çözmeyi hedefleyen stratejiler ve bu doğrultuda atılan adımlar karşısında yine siyasi menfaat peşine düşerek, “Bu imzayı içine sindiremeyen bütün Türk milliyetçilerini Zafer Partisine üye ve destek olmaya davet ediyorum.” diyor.

İşte siyasi dilencilik tam da budur.

Normalde bırakın Zafer Partisi’ne üye olmayı veya destek vermeyi, yanında duran ve şahsiyet sahibi olduğunu iddia eden insanların, “Yahu sen iki kez terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile terör devam ederken ittifak yaptın; Türkiye’nin gerçekleştirdiği terörle mücadele operasyonlarının neredeyse tamamına karşı çıktın; cezaevindeyken korkudan ‘Öcalan’dan çağrı alınmasını’ istedin; ABD ve İsrail bölgede ne zaman propaganda desteğine ihtiyaç duysa hemen ortaya çıktın.” diyerek yüzüne tükürmesi gerekir. Ama şahsiyet yoksunları da yanında figüranlık yaparak konum sahibi olacağını sanıyor.

Ama belli ki onlar da bizi hafızasız sanıyor. Bunca karanlık yüzlü duruşa ve ikiyüzlülüğe rağmen Ümit Özdağ’ın yanında figüranlık yapmaya devam ediyorlar.

Ümit Özdağ, “Çerçeve Yasa”ya tepki gösterirken, terör örgütü PKK’nın geçmişte gerçekleştirdiği alçakça katliamlardan örnek vererek, “PKK ile barış yapılmaz. PKK, çünkü sivilleri katleden bir terör örgütüdür. Terör örgütleriyle barış yapılmaz; terör örgütleri ancak ezilir, çökertilir ve yok edilir. Teslim olurlar.” demiş…

Aslında bu cümleler, istemeden de olsa Ümit Özdağ’ın bugün takındığı maskeyi paramparça ederken, altında saklamaya çalıştığı karanlık, aciz, ikiyüzlü ve menfaat uğruna her türlü siyasi kıvrımı göze alan gerçek yüzünü de bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.

Cumhur ittifakının kararlı duruşu ve iradesiyle Türk Ordusu Irak ve Suriye üzerinde terör örgütü PKK’dan şehitlerimizin intikamını alırken niçin çıkıp, “Recep Tayyip Erdoğan Afrin’i almak için ABD’ye ne verdin?” diye Türk milletinin zihninde şüphe yaratmaya çalışmıştın Ümit Özdağ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Afrin’deki teröristler teslim olmazlarsa orayı da başlarına yıkacağız, bu böyle biline.” diyerek Türkiye’nin kararlılığını ortaya koyarken, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de, “Artık terör örgütü PYD-PKK’ya Afrin’in tabut, arkasından sırayı alacak olan Münbiç’in mezar olması yegâne ve sonuna kadar desteklediğimiz milli hedeftir. ABD’nin operasyonel ortağının kökü kazınmalıdır. Suriye Demokratik Güçleri çatısı altında kamufle edilen PYD-YPG’nin hesabı görülmeli, defteri dürülmeli, şehitlerimizin aziz ruhları şad edilmelidir. Bunun başka yolu........

© Türkgün