menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tabağımızdaki illüzyon!

19 0
31.07.2026

Raporlar “Açlık Diyor”, Sofralar Neden Yangın Yeri?

Dünyada gıda tartışmaları uzun yıllar boyunca tek bir soru etrafında yürütüldü: “Yeterli miktarda gıda üretebiliyor muyuz?”

Bugün artık bu soru tek başına yeterli değil. Asıl sorulması gereken şudur: Ürettiğimiz gıda, toplumun sağlıklı beslenebileceği kadar çeşitli, güvenilir ve ekonomik olarak ulaşılabilir mi?

Birleşmiş Milletler bünyesindeki Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ortaklığında yayımlanan 2026 Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu (SOFI) raporu, tam da bu soruya odaklanıyor. Raporun ilk sayfalarındaki manşetlere bakarsanız tatlı bir iyimserlik rüzgârı esiyor: Küresel açlık oranı yüzde 8,6’dan yüzde 7,8’e gerilemiş, kronik açlık çeken insan sayısı 645 milyona düşmüş durumda. Ancak bu sayı, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın kabul edildiği 2015 yılına göre hâlâ yaklaşık 50 milyon kişi daha fazla. Oranlarda küçük bir iyileşme görülse de sofraya oturamayan insanların sayısı kabul edilebilir düzeyin çok üzerinde. 

Toprağın çilesini çeken çiftçinin, pazarın hararetini yaşayan tüketicinin penceresinden baktığınızda bu istatistikler bir zafer çığlığı değil, sistemik bir illüzyonun perdelenmesidir. Bir insanın günlük temel kalori ihtiyacını ucu ucuna karşılayıp “aç değil” ilan etmekle, o insanı sağlıklı, adil ve insanca beslemek arasındaki uçurum hiç bu kadar derinleşmemişti.

KÜRESEL TEŞVİK SİYASETİNİN İFLASI

SOFI 2026 raporunun en çarpıcı gerçeği şudur: Dünyada yaklaşık 2,7 milyar insan (nüfusun yüzde 32,7’si) bugün sağlıklı bir beslenme düzeninin maliyetini karşılayabilecek ekonomik güçten yoksundur. Küresel ölçekte sağlıklı bir beslenme sepetinin günlük maliyeti kişi başına 4,28 Satın Alma Gücü Paritesi (PPP) dolarına tırmanmıştır. 

Peki, neden “karın doyuran” kalori ucuz ama “insanı yaşatan” besin bu kadar pahalıdır?

Yanıtı tarımsal desteklerin kurgusunda gizlidir. Dünya genelinde çiftçilere sağlanan doğrudan tarımsal desteklerin yüzde 70’inden fazlası buğday, mısır, şeker ve endüstriyel yağ bitkilerine aktarılmaktadır. Küresel tarım politikaları, insanlığı “doyuran ama beslemeyen” ucuz karbonhidrat banyosunda tutmak üzerine inşa edilmiştir. Buna karşılık hayvansal kaynaklı gıdalar, taze sebze ve meyveler sağlıklı beslenme sepeti maliyetinin........

© Türkgün