Bir Çocuğu Diyabet Değil, Kendini Eksik Hissetmek Yoruyor
Bir çocuk için hayat; okula gitmek, arkadaşlarıyla oynamak, koşmak, düşmek, yeniden kalkmak ve hayal kurmaktır.
Sonra bir gün hayatına yeni kelimeler girer:
Kan şekeri, insülin, sensör, ölçüm, kontrol…
Ve belki de hepsinden daha ağır bir soru:
“Ben artık diğer çocuklardan farklı mıyım?”
Amed Radyo’da Psikolog Nur Pekdemir ile diyabetli çocukları ve bireyleri konuştuk. Ancak karşımda diyabeti yalnızca mesleki bilgisiyle anlatan bir psikolog yoktu.
Nur Pekdemir, dokuz yaşından beri diyabetle yaşayan, çocukluğunda bunun zorluklarını bizzat deneyimleyen ve bugün benzer süreçlerden geçen çocuklara gönüllü olarak destek veren bir isim.
Onu dinlerken şunu düşündüm:
Bazen çocuğu diyabetin kendisinden çok, çevresinin diyabete yüklediği anlam yoruyor.
“Ben Neden Diğerleri Gibi Değilim?”
Nur Pekdemir henüz dokuz yaşındayken çok su içmeye, sık sık tuvalete gitmeye ve bu nedenle derslere geç kalmaya başlamış.
Bazen öğretmenlerinin tepkisiyle karşılaşmış, bazen arkadaşları tarafından dışlanmış.
Üstelik o yaşta bedeninde neler yaşandığını kendisi de tam olarak anlayamıyor.
Çocuk için mesele bir süre sonra yalnızca diyabet olmaktan çıkıyor.
“Arkadaşlarım gibi miyim?” sorusuna dönüşüyor.
Çünkü çocuklukta ait olmak önemlidir.
Arkadaşlarının arasında kabul görmek, onlarla aynı şeyleri yapabilmek önemlidir.
Ve çocuk bazen hastalığından değil, farklı görülmekten korkar.
Korurken Kısıtlamayalım
Anne babaların diyabetli çocukları için endişelenmesi çok doğal.
Nur Pekdemir de çocukken basketbol ve voleybol oynamak istediğini ancak ailesinin düşüp yaralanmasından endişe ettiği için buna izin vermediğini anlattı.
Ama çocuğun dünyasında kalan soru şuydu:
“Arkadaşlarım yapabiliyor, ben neden........
