Yaşayan Putlarımız
İnsanoğlunun tarihi, aslında tek bir arayışın hikâyesidir: Kendini aşmaya çalışan, kendine yön veren bir kudret arayışı…
İlk insanlardan bugüne kadar insanlar hep bir “dayanak” aramıştır. Bu arayış sonucunda peygamberler gelmiş, uyarılar yapılmış, yollar gösterilmiş. Ama tarih de gösteriyor ki insan kalbi, ne kadar uyarı görürse görsün, sapmaya daima meyilli olmuştur.
Kur’an’da bu sapmanın sembolleri olarak geçen Lât, Uzza ve Menat yalnızca eski çağlarda dikilmiş taş putlar değildi. Zaten ayet, bu “isimlerin” gerçekte ne olduğunu açıkça söylüyor: “Onlar, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım isimlerden ibarettir.” Yani mesele, taş ya da tahta değil; kalbin içindeki yöneliş.
Bugün o putların şekli değişti. Putlarımız ölmedi aslında sadece modernleşti.
Lât, kelimesi “otorite” demekti.
Uzza, “güç ve kudretin” sembolüydü.
Menat ise, hiç yabancı olmadığımız bir kelimeye: Para.
Bugün aynı isimler hayatın merkezine oturtulmuş durumda. Aradaki tek fark şu: Eskiden insanlar taşa tapıyordu, bugün ise kendi oluşturdukları sisteme.
İnsanların tarih boyunca en çok yöneldiği şey, kendisine mutlak itaat edilmesini isteyen büyük otoritelerdir. Bugün bu “otorite” kimi zaman bir devlet yapısında çıkar........
