menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurtarıcıların İnşa Ettiği Dünya

8 0
20.05.2026

İyilik Söyleminin Karanlık Yüzü

İnsanlık tarihi garip bir paradoksla doludur:

İnsanlar çoğu zaman kötülükten değil, “iyilik yapma iddiasından” korkmalıdır.

Çünkü tarih boyunca en büyük baskılar, çoğu zaman kendini “kurtarıcı” olarak gören insanların ellerinden çıktı.

Birileri hep aynı cümleyle geldi:

“Biz sizin iyiliğiniz için buradayız.”

Ve nedense o cümlenin ardından özgürlükler küçüldü.

Bu yalnızca edebi bir gözlem değildir; siyaset sahnesindeki bitmeyen absürtlüklerin de özetidir. Çünkü iyi niyetle yola çıkanlar, bir süre sonra ya diktatöre dönüşür ya da “kurtardıkları” insanları kendi ideolojik mikserlerinde öğütmeye başlar.

Burada Erich Fromm’un o büyük sorusu yankılanır:

İnsanlar neden özgürlüğün ağır sorumluluğundan kaçıp bir kurtarıcının güvenli kollarına sığınır?

Belki de mesele korkudan çok konfordur.

Çünkü özgürlük romantik bir slogan değil; ağır bir sorumluluktur. Karar vermeyi, bedel ödemeyi, yanılmayı ve yalnız kalmayı gerektirir. Bir kurtarıcıya teslim olduğunuzdaysa yük hafifler. Artık sizin yerinize düşünen biri vardır.

Belki de bu yüzden toplumlar her kriz döneminde aynı refleksi tekrarlar:

Kendi iradesini, “iyi niyetli” bir otoriteye teslim etmek.

Biraz pazartesi diyete başlayıp salı günü baklava yiyen insan psikolojisi gibi:

“Bu sefer farklı olacak.”

Siyaset sahnesinde en sık duyduğumuz klişe nedir?

“Biz halk için çalışıyoruz.”

Peki, nasıl olur da bu söz, kısa süre sonra “halka rağmen çalışmaya” dönüşür?

Bazı iktidarlar “istikrar” adına vatandaşın cebindeki son kuruşa uzanırken; bazı muhalefet hareketleri “özgürlük” söylemiyle gelip eleştirel sesleri kısmaya başlayabilir.

Çünkü mesele çoğu zaman ideoloji değildir.

Tahakküm refleksi değişmez.

Batı’nın “özgürlük ihracı” maceraları bunun küresel örnekleridir.

Irak’a demokrasi götürdüler;

yanında kaos ve milyonlarca mülteci........

© Tigris Haber