menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Koltukların Gölgesinde Kaybolan Siyaset

3 0
previous day

Bir ülkenin çöküşü bazen ekonomik krizlerle, bazen hukuk düzeninin bozulmasıyla, bazen de toplumsal kutuplaşmayla başlar. Ama hepsinden daha tehlikeli bir çürüme vardır: Başarısızlığın normalleşmesi…

Türkiye’nin yıllardır içine sürüklendiği siyasal girdabın temelinde tam da bu yatıyor. Çünkü bu ülkede başarısızlık artık istifa sebebi değil; yeni bahaneler üretme biçimine dönüştü. Kaybeden gitmiyor. Yanılan hesap vermiyor. Toplumun verdiği mesaj okunmuyor. Ve siyaset, halka hizmet etmek yerine koltuk muhafaza etme sanatına dönüşüyor.

Oysa demokrasilerde siyasetçinin meşruiyeti sandıktan gelir. Sandık size bir kez değil, defalarca “hayır” diyorsa bunun adı kader değildir; başarısızlıktır. Buna rağmen hâlâ kendisini “tek seçenek”, “vazgeçilmez lider” ya da “son umut” olarak gören siyasetçilerin varlığı, aslında bizim siyasal kültürümüzdeki en büyük problemlerden biridir.

Kemal Kılıçdaroğlu meselesi tam da bu açıdan okunmalıdır.

On üç seçim kaybetmiş bir siyasi figürün, bütün bu sonuçlara rağmen yeniden aynı koltuğa dönmeyi doğal bir hak gibi görmesi sadece siyasi bir tercih değildir; aynı zamanda siyasetin toplumdan kopuşunun da ilanıdır. Üstelik toplumun değişim talebinin bu kadar yükseldiği, ekonomik krizlerin derinleştiği, iktidarın yıprandığı bir dönemde bile halkı ikna edememiş bir anlayışın hâlâ kendisini çözüm diye sunması, Türkiye siyasetinin içine düştüğü kısır döngünün en açık göstergesidir.

Daha vahimi ise bunun hukuki tartışmalar ve yargı müdahaleleri eşliğinde gerçekleşmesidir. Halk iradesiyle şekillenmesi gereken siyasi alanın mahkeme kararlarıyla dizayn edilmeye çalışılması, demokrasi........

© Tigris Haber