GÜVENLİK DEVLETİ ve EĞİTİM
Eğitim kurumlarında cinayete varan yaşanmışlıkların ele alınış biçimine bakıldığında, meselenin anlık bir öfke ya da psikolojik rahatsızlıklara dayalı agresif bir bireysel saldırı veya ihmalkâr ebeveynlerin istenen hassasiyeti göstermemesinin sonucu ortaya çıkmış olabileceği gündeme geldi. Bunun yanı sıra, öğretmenlerin, okul rehberlik servislerinin ve okul yönetimlerinin görevlerinin gereği tanımlı işleri, gerektiği gibi yapmamalarının ya da eksik yapmalarının sonucunda ortaya çıkabilecek bir durum olduğu yolunda kamuoyunun ikna edilmesine yönelik telkinler ön plana çıktı.
Oysa mesele bu kadar basit ve belirli adresleri sorumlu kılarak geçiştirilemeyecek kadar vahimdir. Sistemin bütünü sorgulanmadan ve olumsuzlukların nedeni olabilecek sistemin derinliklerinde gizli gerçeklerle yüzleşmeden, istenmez elbette ama, buna benzer durum farklı zaman ve zeminlerde ortaya çıkabilir.
Eğitim kurumlarında yaşanan olayların birden çok belirleyeni, etkileyeni, teşvik edeni vardır. Bunların başında, eğitim sisteminin bütünü içinde o kademe eğitim kurumunun yapması gereken tanımlı işler vardır. Tanımlı işler; devletin, yani kurucu irade olarak vücut bulan siyasi devlet anlayışının ürünüdür. Ulus devletlerin ekseriyetle temel önceliği, devletin kuruluş amaçlarının sürekliliğini sağlayacak insan unsurunun yetiştirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda eğitim sisteminden beklentileri vardır. Bu beklentilerin gerçekleştirilmesi için sistemin görev ve yükümlülükleri merkezden tanımlanmaktadır.
Merkezi devletlerde eğitim sisteminin tanımlı yükümlülükleri, sistemin genel amaçlarıyla ifade edilir. Amaçların gerçekleştirilmesine yönelik kurgulanan eğitim kademelerinin........
